E.Abid Yunis İmre hakkında

Ali Şamil Hüseyinoğlu
Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Folklor
Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü
Bakû-Azerbaycan


EMİN ABİD YUNUS EMRE HAKKINDA

 

Özet: Yunus Emre’nin  şiirleri  Azerbaycan'da geçmişten günümüze kadar sevilerek okunmaktadır. Sovyetler döneminde İslam dini yasaklandığı zaman evlerde Mevlit törenlerinde gizli de olsa Yunus Emre şiirleri okunmuştur. Arşivlerde ve kütüphanelerde saklanan cönklerde de Yunus Emre şiirlerine rastlanmaktadır. 
Azerbaycan Cumhuriyeti’ne Yunus Erme’nin yaratıcılığının Avrupa metotları ile incelenmesi 20 yüzyılın 20’li yıllarından başlamıştır.  Bu konuda ilk çalışmayı yapan Emin Abid olmuştur. 1898 yılda Bakû’de doğan, 1926 yılında İstanbul Darülfünun’un Edebiyat-Tarih Bölümünde yüksek lisans tezini savunarak Azerbaycan’a dönen Emin Abid (Abid Mütelliboğlu Ahmedov) 1927 yılında Bakû’deki  Maarif İşçisi dergisinin üçüncü sayısında “Hece Vezninin Tarihi” adlı bir makale yayınlattı.
Günümüzde de güncelliğini koruyan bu araştırmada Yunus Emre şiirlerine geniş yer ayrılmıştır. “Hece vezni”nin formalaşmasında tasavvuf şairi Yunus Emre’nin ve zaviyelerinin büyük rol oynadığını vurgulayan Emin Abid, çalışmasında Yunus Emre’nin beş, altı, yedi, sekiz, on, on bir, on dört, on altı heceli şiirlerinden örnekler vermiştir. Ayrıca bu şiirler Orhun-Yenisey yazıtlarıyla, Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ü Lügat-it Türk” adlı eserindeki şiirlerle ve Şah İsmayıl Hatai’nin, Aşık Kerem’in, Karacaoğlan’ın, Gövheri’nin, Dertli’nin, Köröğlu’nun, Âşık Ömer’in, Mahtımkulu’nun şiirleri ile karşılaştırılmıştır.      
      Anahtar Kelimeler:Yunus Emre, Emin Abid (Abid Mütellib oğlu Ahmedov),  umum Türk edebiyatının araştırıcısı. 

EMIN ABID CONSIDERING YUNUS EMRE

Ali Huseyin Shamil
Azerbaijan National Scientific Academy
Institute of Folklore, Department of International Relations
Baku Azerbaijan

Abstract: The poems by Yunus Emre have always been recited with great pleasure in Azerbaijan. People were secretly reciting Yunus Emre poems in Mevlit ceremonies during Soviet period when Islam was forbidden. Yunus Emre poems can be encountered in the archives and folklore collections kept in the libraries.
The research of Yunus Emre creativity based on european methods started since 1920s in Azerbaijan Republic. Emin Abid has become the first researcher in this regard. Emin Abid (Abid Mutellib Ahmedov) born in 1898 in Baku was graduated from Istanbul University in 1926 taking his master degree in Lıterature-History. In 1927 he publihsed the article named “Hice vezninin tarihi” (the history of syllabic metre) in the third edition of the journal “Maarif ishchisi” (worker of enlightenment) in 1927 in Baku.
This research piece which contains a good deal of Yunus Emre poems still keeps its actuality. Strengthening the roles of sufi poet Yunus Emre and zaviyes (a special place where darvishes are gathered to conduct religious rituals) in the shaping of syllabic metre Emin Abid gives examples from five, six, seven, eight, ten, eleven, fourteen, sixteen poems based on syllabic metre by Yunus Imre and compares them with Orhun Yenisey scripts, poems in “Divani Lughat it Turk” (The Dictionary of Turkic Languages) by Mahmud Kashgarli, and with differents poems by Shah Ismayil Hatai, Ashik Kerem, Karacaoghlan, Govher, Dertli, Kuloghlu, Ashik Omer, Mahtimkulu.
Key words: Yunus Emre, Mevlit ceremonies, Emin Abid, “Hece vezninin tarihi” (the history of syllabic metre)

Giriş

 Devletler sınırları ile tanınsa da kültür ve edebiyat hiçbir zaman sınırlar içinde kalmamıştır. Yunus Emre’nin  şiirlerinin ve fikirlerinin geniş alanlara yayılması da dilimizin, kültürümüzün, edebiyatımızın sınır tanımadığının bir göstergesidir. Uzun yıllar Osmanlılarla Safeviler savaşsa da, 70 yıl boyunca Sovyetler Birliği kendini “demir duvarlarla” dıştan korumaya çalışsa da ve esarette sakladığı halkları kökünden koparmak istese de Yunus Emre’nin şiirleri bu yasaklardan güçlü çıkarak insanların kalbinde  kendine yuva kurmuştur.
Günümüzde Yunus Emre, Türkiye edebiyatının bir örneği  gibi tanıtılmaya çalışılsa da onun şiirlerini Azerbaycan okuyucusu da en az Türkiyeli okuyucular kadar anlıyor ve seviyor. 20. yüzyılın 30’lu yıllarına dek Yunus Emre’nin Azerbaycan mı, Osmanlı şairi mi olduğunu düşünen yoktu.
Azerbaycan’ın bir çok bölgesinde Yunus Emre şiirleri Mevlit törenlerinde İlahiler gibi okunuyordu. Uzun yıllar Sovyetler Birliği’nde İslam dininin yasaklanmasına rağmen günümüzde yapılan alan çalışmaları ile  Mevlit törenlerinden Yunus Emre şiirleri toplanmaktadır.(Şabanoğlu Mehemmed, 2001)
Bölgede yaşayanlar Gah ilçesine bağlı Oncallı köyü yakınlarındaki ormanda Hacı Taptık piri ve Şeyh Yunus ziyaretgahının olduğuna inanıyor ve akın-akın buraya gelerek kurbanlar kesiyorlar. Törenlerde tanbur çalınarak Yunus Emre’nin şiirleri okunur. Törenlerde neden saz (bağlama), tar, kaman vb. musiki aleti değil de  tanburun çalındığı başka bir konudur.
 Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi El Yazmalar Enstitüsünde saklanan eski cönklerde de Yunus Emre şiirlerine rastlamak mümkündür.Yavuz  Akpınar 7-10 Ekim 1991 yılında Ankara’da düzenlenen Uluslar arası Yunus Emre sempozyumunda sunduğu  “Azeri edebiyatında Yunus Emre” bildirisinde konunu böyle aydınlatıyor:   “yakın ilişkiler içinde olduğumuz Azerbaycan'da Yunus Emre hak¬kında fazla bir şey yapılmış sayılmaz. Bunun sebebi Azerî Türklerinin Yunus'z kayıt¬sız olmaları değildir. Yakın zamanlara kadar "Türk" adı geçen her şeyden şüphelenen ve onu yasaklayan resmî zihniyet, katı ideolojik tutum, Türk Edebiyatının Azerbay¬can'da ancak Moskova gözünden görülmesine izin vermişti. Şimdi artık bu perde ara¬dan kalkmış ve Azerbaycan Türkleri kendi gözleriyle Türkiye'ye bakmaya başlamış¬lardır. Çok yakında neye ihtiyaç duyduklarını ve bizlerden neleri almak istediklerini göreceğiz.
Yunus Emre'ye veya diğer Yunuslara ait olabilecek, Azerbaycan'daki mecmua ve cönklerde bulunan şiirler şunlardır: 25 (Mecmua veya cönklerin numaralan verildikten sonra, şiirlerin hangi varaklarda olduğu da belirtilmiştir.)
No: 15 Yunis    A-371;  58b, No: 17   A-340     12b, 17a, 17b, 18b, 19b,                 13917                    11918      193, 29b, 94b, 102a                                                                                       
No: 59  A-426 ; 3a, 5a, 7a, 7b, 13b, 31a, 31b, 35a    Aynı cönkte       13375                                            Yunus Emre : 5b, 14b,
Aynı çönkte Miskin Yunus : lb, 3a, 12b, 13a, 14a
No: 111 Yunis : A-222  :13a  Bu cönkte ekseriyetle Azerî                              10542         şairlerinin şiirleri vardır.)
No: 167 Yunus B-3771: la, lb, 3a, 3b, 4a, 4b, (Çoğu Azerî şairi)
                         22903
No: 182 Yunus :  B-1393   : 25a, 28a, 30a
4184
No: 19 Yunus Misgin : B-1255       93b, 94b
                                      11238
No: 73 Miskin Yunus : B-1255: 100b
                                     5181
No: 88 Aşık Yunus  : A-314   51a
                                  5181
No: 138 Miskin Yunus :  B-576     51a

                                         8852
25- Elyazmalan katalogu (Cünkler), Redaktör: C.V. Gehramanoğlu, Baku, Elm Neşriyyalı, 1977 (Azer¬baycan SSR Elmler Akademiyası-Respublika Elyazmalan Fondu). Makalemizde gösterilen yazma eserlerin numaralan bu katalogda aynen kullanılmıştır. Biz de bir kısmını buradan aynen aldık”. (Akpınar, 1994:212)
Bölgelerde konu ile ilgili çalışmalar genişletilirse, bu türlü cönklere çok rastlanır.

1. Emin Abid kimdir ve neden Yunus Emre konusunda çalışmaktadır?

Yunus Emre şiirlerini Avrupa metotları ile araştıran ilk Azerbaycanlı bilim adamı Emin Abid’dir. “Önce Emin Abid kimdir ve neden Yunus Emre konusunda çalışıyor?” sorusunu cevaplandırmaya çalışacağız.
Emin Abid 1898 yılında Bakû’de doğmuştur. Taş işlemecisi olan bir aileye mensuptur. (AMEA RHA, fond 39:6) Aile durumları hakkında bilgiyi Emin Abid’in ağabeyi, naşir, tercümeci ve araştırıcı Aliabbas Müznib 1930 yıllarında yazdığı öz geçmişinde şu şekilde vermektedir: "Annem, zeki, akıllı, evin idaresini mükemmel yürüten, evde lafı geçen bir kadındı. Ailemizin bugünkü temeller üzerine oturmasının asıl amili annemdir… O, el sanatında mahir olduğundan akşamları altınbaşlık, yakalık, terlik yüzü vs. hazırlar, gündüzleri ders verirdi. Babam sırf avam, cahil, davacı, hayır-şerrini bilmez, fena hasiyetli bir erkekti.  Bununla beraber babam evlatlarının kültürlü olmasını ister ve bütün gücünü bu noktada toplardı." (AMEA EEA, fond 37:7)
Emin Abid de ilk tahsilini anası Molla Reyhan’ın evinde hanımlar ve çocuklar için açtığı Kur’an-ı Kerim okutma kursunda almış, sonra şehir belediyesine ait III. Aleksandr Erkek Gimnazyumu’nda devam ettirmiştir. Onun milliyetçi bir ruh ile büyümesinde ailesinin, özellikle de ağabeyi Aliabbas Müznib’in (1882-1938) rolü büyük olmuştur. Gençliğinde araba tamiri yapan Aliabbas Müznib coşkun vatanseverliği ile 30 yaşında dikkati kendine çeker. Mizahi şiirler,  makaleler yazar, millî şuur uyandıracak eserleri dilimize çevirerek yayınlatır. Türklük, İslamlık aleyhtarlarına karşı sert tepkisi hakim dairelerin hoşuna gitmez. Onun baş yazar olduğu Hilal gazetesi ve Şehabi Sağib dergisi Rus çarlarının sömürgecilik siyasetinin aleyhine makaleler yayınladığı için 1911 yılında kapatılır ve kendi de  Sibirya’ya sürgün edilir. 1913 yılında Rusya Çarları Romanovlar sülalesinin başa geçmesinin üç yüzüncü yılı münasebeti ile verilen umumi af (amnistiya) Müznib’in de sürgünden kurtulmasına sebep olur. (Ağayev, 2000:35 ) Müznib,  Bakû’ye döndükten sonra yeniden mizahi şiirler yazar, coşkun ilmi, edebi, publisistik ve yayıncılık faaliyeti ile uğraşır.
Emin Abid’in imzasına medyada ilk defa çocuklar için yayınlanan Mekteb dergisinin 1914 yılında yayınlanan 3. sayısında rastlanır. Genç olmasına rağmen onun Kafkasya’da basılan Kelniyyat, Mekteb, Lek-lek, Mezeli, Dirilik, Babayi-Emir, Molla Nesreddin, Övraği-Nefise dergilerinde; İgbal, Yeni İgbal, Besiret, Sovgat, Azerbaycan gazetelerinde 40 formadan  çok tercümeleri, şiirleri, öyküleri, ilmi makaleleri, düzyazıları yayınlanmıştır. (Şamil, 1999:7) Bunların da esas konusu vatan sevgisi, milletine, diline, dinine hor bakanlara karşı çıkışlardır.
Tüm bunlar Emin Abid’in İstanbul’a okumaya gidene kadar kendini Kafkas Türkleri arasında coşkun vatansever, zeki ve emeksever bir genç olarak var olduğunun göstergeleridir. O, Türkiye’de okuduğu yıllarda İnci, Syus, Hizmet-i Umumiye, Yarın İstanbul, Şebab, Yeni Kafkasya vb. dergilerde şiirleri ve makaleleri yayımlanmıştır. Onun edebiyat tarihi ile ilgili ilk ilmi makaleleri de Türkiye basınında yayınlanır. Bu makaleler Türk yurdu, Servet-i Fünun, ve Hayat  dergilerinde yayınlanır. (AMEA RHA, Ahmedov E.A., dosyası, font 39:12)
İstanbul’da okurken Gültekin  mahlasıyla 28 Mayıs 1924’te yayınlattığı “Bayrağım ve İstiklalim” şiirinden  şöyle haykırmaktadır:

Kaldıkça Ruslarda Vatanım benim,
“İntikam!” olacak şüuarım benim!
(Gültekin- Emin Abid,1999:25)   
İstanbul’daki Darulmuallimi Aliye’yi bitiren Emin Abid Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti  Maarif Komiserliğinin bursuyla (ayda 35 ABD doları) İstanbul Darülfünunda okuyup,  orada ve Vena, Budapeşt, Gazvin kütüphanelerinde araştırmaları için belgeler toplamıştır. (AMTNA, Ahmedov E.A. dosyası, 32796 ) Böylece Avrupa metotları ile Azerbaycan Türklerinin edebiyatı tarihini yazmaya başlamıştır.
Kendinden bir sınıf aşağıda okuyan, 1903 yılında Yanya’da doğmuş Nafiye Ahmet Şükrü kızı (Belgelerde o babalığının soyadını Tevfik Tanur kabul etmiştir - A.Ş.) ile  1923 yılında evlenmiş, onunla 1927 yılında Bakû’ye gelmiştir. Hanımı da Nafie Abid imzasıyla şiirler ve öyküler yayınlatmıştır. 11 Ağustos 1938’de KGB tarafından tutuklanmıştır. (Şamil, 1998:72)

2. Emin Abid Yunus Emrenin şiir tekniği  hakkında

İstanbul’da okurken Azerbaycan Türklerinin Edebiyatı Tarihi eserini yazmaya başlayan ve son cildini “mezuniyet tezi” gibi savunan Emin Abid, Azerbaycan’a gelişiyle birlikte yeni bir bakış da getirmiştir. Emin Abid, oldukça değerli makalelerini  birbiri ardına dergilerde yayınlatır. Yayınlattığı değerli makalelerinden birisi de “Hece Vezninin Tarihi” (Edebiyat teorisi hakkında) makalesidir (Maarif işçisi, 1927,  sayı 3, 4, 6-7). (Emin Abid bu makalesini yirmi dokuz yaşında yayınlamıştır.)
Emin Abid, “Azerbaycan Türklerinin Edebiyatı Tarihi” eserinde olduğu gibi bu makalesinde de hece vezninin tarihi hakkında bilgi vermiştir. Abid, Orhun yazıtlarında, Kaşgarlı Mahmut’un  “Divan-ü Lügat-it Türk”ünde, Yusuf Balasukunlunun “Kudatgu Bilik”inde, Ahmet Yesevi’nin “Divani Hikmet”inde, “Dede Korkut Kitabı”nda yer alan şiir örneklerini Orta Çağ şairlerinin şiirleriyle karşılaştırarak günümüze kadar getirir. Orta Çağ şiirlerimiz hakkında bilgi verirken Yunus Emre yaratıcılığı üzerinde özellikle durur: “ Ahmet Yesevi devrinde on ikili veznin çok intişar ettiğini biz hicri 630 tarihinde yazılmış "Yusuf ve Züleyha" kıssasına ait bir manzumede de görürüz. Bu eski manzumenin metni 1889 yılında Almanya’da basılmıştır. Vezin itibari ile çok eskileri içeren bu manzume bir çok yerinde duraksızdır (şiirler eski imlasıyla alındı):
Melekninin kulağına eşituldi,
Ol oğlanı almaglığa deyür imdi.
Andan sonra bu makama hazır gelgil,
Tilimi malı nemete sitkıl imdi.
Andan son kere elli yıl tamam keçdi,
Vede bitdi deyib tilim sönür imdi.
Goşa mezar anda mecmuh olmuş idi,
 Cümlesi kuyu uzra uçarlar imdi.
 Firişteler irtigada bilimdi,
 Ok alıb guşı atmağa varur imdi.
 Anı gora malın doğru galdı heyran,
 Anı görüb bihud olub düşer imdi.
Hece vezni bilhassa Yunus Emre ve çağdaşları sayesinde edebiyatımıza girmiştir. Malum olduğu üzere VII. asırda (miladi tarihle XIII. asırda) yaşamış olan büyük müteessif şair Yunus Emre, hecenin bir çok veznini kullanmıştır. Yunus Emre’ye kadar zayıf bir şekilde gelen hece, Yunus Emre’nin şiirlerinde tamamıyla yeni bir çehreye bürünmüştür. Eserlerinde eski hecenin iptidai etradı hıss olunmaz. Yunus Emre’nin hecesi "hece" ahengi değil, mısrası ahenge maliktir. Bundan dolayı hece rüştünü Yunus’ta bulmuş denilebilir. O kadar ki, bu gün Kafkas ve Türkiye edebiyatında bile, Yunus’un bundan altı yüz yıl önceki hecesi kimi vezinde hakimiyete çok az tesadüf edilir. Büyük şairin eserleri, konumuzu yakından ilgilendirdiği için kullandığı bütün vezinlerden birer örnek vermek istiyoruz:

1) Beş heceli:

Yar yüregim yar,
 Gör ki neler var,
 Bu halk içinde
 Bize güler var.
 Girdik bu yola
 Eşk ile bile,
 Geriblik ele
 Bizi salar var.
 Bu yol uzagdır
 Menzili çokdur,
Keçidi yokdur,
Derin sular var.
Her kim merdane
Gelsin meydana.
 Galmasun cana
 Kimde hüner var.
Yunus, sen bunda
Meydan isteme
Meydan içinde
Merdaneler var.

2) Altı heceli. Bu örnekte üçüncü heceden sonra durak vardır:

Şeyhimin elleri
Uzakdır yolları
 Açılmış gülleri
Dermeye kim gelir?!
Şeyhimin özünü
Severem sözünü
Görmeye kim gelir?!
Şeyhimin elini
 Severim evini
 Ol sebil alini
 Öpmeye kim gelir?!
Ehtiyla vafalar
 Zövgila safalar
Bu yolda safalar
Çakmaya kim gelir?!
Şehitin donunu
Yumazlar kanını
 Dost için canını
Vermaya kim gelir?!
 Ah ile göz yaşı
Yunusun haldaşı
Zahar bişan aşı
Yemaya kim gelir?!
3) Yedi heceli:
Sağa galasın bunda,
Eksiz varasın anda,
Nica yapasın sonda,
 Goyolar giyamati?
İsrafil surin ora,
Olanlar turi kela,
Baş açıg, yalın ayag,
 İstiyalar ol ragti.
Zabanilar galalar
Saratı götüralar
Tartuşuban yortaler
 Fağanlar öla gatı

Yunus, günahın çokdur
 San ağlar isan hakdır
Yarın sana garakdir
 Mahammad şafaatı.


4) Sekiz heceli:

Karlı dağlarmı aşdın?
 Darin ırmaklarmı keçdin.
Yarından ayrımı düşdün?
Niçin ağlarsın, bülbül hey?
Hey na yavuz inilarsin,
 Banim derdim yenilersin,
 Dostu görmakmi dilersin,
Niçin ağlarsın, bülbül hey?
Kanadın aça bilirsin
Açuban uça bilirsin
Habablar keça bilirsin
 Niçin ağlarsın, bülbül hey?
Kaloli şehrinmi yıkıldı?
 Ya nam-u yarınmı kaldı?
 Gürbatda yarınmı kaldı?
 Niçin ağlarsın, bülbül hey?


5) On heceli:

Kadrin bilinmazmi oldı?
Hotrin sorulmazını oldı?
Ol dost görünmezini oldı?
Niçin ağlarsın, bülbül hey?
Hiç gulağsız siz kuşlarmı uçar
Mürşid kişiler doğru yol açar
Mürşidsiz kişi galırmış naçar
Var bir kamile, sor: niye geldin?
Ey Yunus Emresen bu ev kudi
Kendi nefsine ver sonin idi.
Bilirim dime sen da gel imdi
Var bir kamile, sor: niya galdin?

6) On bir heceli, duraklı:

Eşg imamdır bize könül cemaat
 Dost yüzi gibledir daim salavat
Can secdeye vardı dost hicranına
Yüz yere oruban ider münacat.

7) On bir heceli, duraksız:

Aşikleri tamusi yandırmaya
 Uçmağına bular baş indirmeye
 Yeddi tamu bir ahe gatlanmaya
Yeddi deniz eşg odun söndürmeye.
 Cövze gaçmaz kerya kibi var
Beçgu kibi iki bulundurmıya
Musa gibi çobanlıK itmeyince
 Kelim div Tura göndermiya.

8) On dört heceli, iki duraklı:

Ben dervişem diyene bir on idesim gelir
Tanıyıban şimdiden varub yetesim gelir,
 Serat kıldan incedir, kılıcdan keskincedir.
 Varub onun üstüne, evler yapasım gelir,
Altında gaya vardır içi nar ile pürdir.
Varub ol kölgelikde bir az yatasım gelir.
 Ten eylemek hocalar hatiriniz hoş olsun
 Varuban ol tamuda bir az yanasım gelir.

9) On altı heceli:

Dinü-millet sorarisen aşiklere din ne hacib?
 Aşik kişi harab olur, aşik bilmez din, deyanet
AşiKlerin könlü, canı meşuku yanında olur
Ayn suretde gılır kim işlesin zindi itaet.

Yunus Emre’den sonra da Türkiye tekkelerinde kuvvetle inkişaf eden hece vezninin ilk zamanlar Azerbaycan ve Kafkas Oğuzlarında ne şekilde olduğuna ait elimizde vesika yoktur. Yazılı edebiyatımızda hece örneklerine Hatayi’de rastlarız. Hatayi’nin maddi ve manevi terbiye itibariyle Arap ve Acem kültürlerinin etkisinde olan bir "padişah" olmasına rağmen halk için de eser yazmıştır. Onun bu hareketi mefkurevi bir halkçılık değil, kendi din ve devlet prensiplerini aşağı tabakada bulunanlar arasında yaymak olduğunu gösterir. Eserlerini siyasi faaliyetine yardımcı olarak yazmıştır. Hatayi bu amacını uygulamada çok başarılı olmuş kişilerdendir. Türkiye’de bir kaç yıl evvel kapatılan "tekke dergah" teşkilatları sayesinde Hatayi’nin eserleri Anadolu elinin her tarafına yayılmıştır.
Hatayi’nin eserleri Azerbaycan’da daha uzun zaman önce unutulmaya başlandığı halde, Türkiye’de günümüzde bile yaşamaktadır. Onun şiirlerindeki hecesi yüzyıllar sonra yetiştiği halde Yunusunkilerin yanında çok sönük ve iptidaidir. Hatayi, Yunus’a nispetle on bir hecelileri daha çok kullanmıştır. Konuya örnek olması için manzumenin   bir parçasını burada naklediyoruz:

Allah bir, Mehemmed hakk, tanrı birdir,
 Erenler üstünde biligin nurdur,
Cenneti elada bir dergah vardır.
Biz de ol dergahdan ayrılmayalım.
Sevdiğimiz bizim onlar da bilsin.
İnsaf ehli olan insafa gelsin,
Bir olsun, birlik olsun, dirlik olsun,
Biz gitdiğimizden ayrılmayalım.
Gaba-saba olsun haman yük olsun,
 Bridelim könül evin pak olsun,
 Şah Hetayim nefsimiz hakk olsun,
 Biz de nefsimizden ayrılmayalım.

  Asıl bizde hecenin inkişafı meşhur halk şairi Kerem’den sonradır. Hayatı ve kişiliği "manğebevi-Legendarnıy" bir mahiyet alan Kerem, Şarki Oğuz Türkçesinin hece sahasında yetiştirdiği  Fuzuli’sidir. Onun sayesinde hece vezni (hecenin bilhassa on birlisi) bizim edebiyatımızda da yerleşerek inkişaf etti. Kerem’in hecesi Hatayi’ninkinden kuvvetlidir; Yunus Emre ile başla¬yan hareketin tekamülü olarak kabul edilebilir.
Eserleri herkes tarafından bilinen Kerem ile Anadolu’nun yetiştirdiği Karacaoğlan, Âşık Ömer, Gövheri, Derdli, Guloğlu gibi şairler sayasında hece vezni  bitkin bir hal aldı”.
  
Sonuç

Emin Abid’den iki yıl sonra ünlü Azerbaycan araştırıcısı  Salman Mümtaz İnkılap ve Medeniyet dergisinin 1. sayısında  yayınlattığı “Molla Gasım ve Yunus İmre” makalesinde
Derviş Yunus bu sözü eğri-büğrü söyleme
Seni siyğeye çeker bir Molla Gasım gelir
mısralarına dayanarak Yunus Emre’den önce yaşamış olan bir şairimizden söz eder. Molla Gasım’a ait olduğunu ifade ettiği şiirlerle  Yunus Emre’nin şiirlerini kıyaslar. Yunus Emre’nin
Teferrüc eylüyu vardım
Bu gün men sinliye, gördüm. 
mısralarıyla başlayan şiirini Molla Gasım’ın “Gördüm” redifli şiiriyle karşılaştırır. (Mümtaz Salman, 1986:354-358)
Salman Mümtazın Molla Gasımın Yunus Emrenin çağdaşı olması hakkında söyledikleri uzun zaman araştırıcıların tartışma konusu olmuştur.
Yavuz Akpınar yazır:Azeri edebiyatı tarhçileri arasında Yunus Emreden ilk söz eden  Salman Mümtazdır. 1929’da yazmış olduğu “Molla Kasım  ve Yunus İmre” adlı makalesinde Yunus Emrenin  Türk edebiyatının büyük sufi şairi olduğunu belirttikten sonra “…Yunus İmreni biz Molla Qasım adlı bir şairin tesirinde görürük ve buna da başga mehezlerden değil Yunus İmrenin öz şiirinden öyrenirik.
Derviş Yunus bu sözü eyri büyrü söyleme,
Seni siğeye çeker bir Molla Gasım gelir.” (Akpınar, 1994:202)
Yavuz Akpınar kaynak yetersizliğinden Emin Abidin Salman Mümtazdan 2 yıl önce Yunus Emre hakkında geniş bilgi vermese de Molla Gasımın Yunus Emrenin çağdaşı olmadığını ortaya koymuştur. 
Emin Abid, Salman Mümtaz, Henefi Zeynallı, Atababa Musahanlı, Bekir Çobanzade, Halid Seid Hocayev vb. gibi araştırıcıların 1937-1938 yıllarında kurşuna  dizilmesi ilmi çalışmalara büyük engel oldu. Ama kişilerin kalbinden Türklük sevgisini, Yunus Emre muhabbetini silemedi. Onların ektikleri tohumlar 1970 yıllarında yeniden boy atmaya başladı. Yunus Emre yeniden Azerbaycan medya ve basınında yer almakla genç yazarlar da onun fikirlerini şiirlerinde yeni formada kullanmaya başladılar.
    
Kaynaklar:

1. Abid Emin.(1927). Hece vezninin tarihi (Edebiyat teorisi hakkında), Maarif işçisi dergisi,  sayı 3, 4, 6-7.
2. Abid Emin.(2007). Seçilmiş eserleri (Tertip eden ve ön söz müellifi Bedirhan Ahmedov), Şark-Garp neşriyatı, Bakı.  
3. Abid Emin.(1930). Türk halkları Edebiyatında mani nevi ve Azerbaycan bayatılarının hususiyetleri, Azerbaycan’ı  öğrenme yolu" dergisi,  sayı 4-5.
4. Ahmedov Bedirhan.(2003). Bir istiklal yolcusu (Emin Abidi: hayatı. mühüti, yaratıcılığı), “Elm” neşriyatı, Bakı.
5. Ağayev İ. (2000) Aliabbas Müznib. "Elm" neşriyyatı, Bakı.
6. Akpınarlı Yavuz.(1994). Azeri edebiyatı araştırmaları, „Dergah“ yayınları, İstanbul.
7. Azerbaycan MEA El yazmalar Enstitüsü . Aliabbas Müznib fondu, 37 (G.Z. 53) fond 1, siyahı 1, saklama vahidi 55.
8.  Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Riyaset Heyetinin  Arşivi (AMEA RHA), fond 39, siyahı 374, Ahmedov Emin Abidin dosyası.
9. Azerbaycan Milli Tehlikesizlik Nazirliyinin (İstihbarat Bakanlığının)  Arşivi. Ahmedova Nafie Tevfik Taner (hem de Şükri Ahmed) kızının dosyası 39657.
10. Azerbaycan Milli Tehlikesizlik Nazirliyinin (İstihbarat Bakanlığının)  Arşivi, Ahmedov Emin Abid Mütellib oğlunun dosyası 32796.
11. Azerbaycan Milli Tehlikesizlik Nazirliyinin (İstihbarat Bakanlığının) Arşivi (AMTNA), Ahmedov Aliabbas (Müznib) Mütellib oğlunun dosyası 25082
12. Babayev Adil. (2003) Elimizin ve ilmimizin soykırımı, I kitap, Bakı Üniversitesi neşriyatı, Bakı.
13. Bünyadov Ziya.(1993), Kırmızı Terör. "Azerbaycan Döllet Neşriyatı». Bakı.  (Kitaba dahil edilen makalelerin ekseriyetini Z.Bünyadov 1988 yıldan başlayarak "Elm" gazetesinin muhtelif saylarında ve başka gazetelerde yayınlayıp).
14. Hüseyinoğlu Ali Şamil. (2002). Türk edebiyatı araştırmacısı Emin Abid. Türk dünyası (Dil ve Edebiyat dergisi) (Ankara), Güz, sayı 14.
15. Gasımov Celal (2003). Mahpus tercümeyi halı, “Sada” neşriyatı, Bakı.
16. Gültekin-Emin Abid (1999). Buzlu cehennem (Tertip eden ve ön söz müellifi Ali Şamil), “Güneş” neşriyatı, Bakı.
17. Mümtaz Salman.(1986).Azerbaycan edebiyatının kaynakları, “Yazıçı” neşriyatı, Bakı. 
18. Şabanoğlu Mehemmed. (2001). Talanın yastı yolu(Birinci kitap), Azerbaycan Milli Ansiklopedisi Neşriyatı, Bakı.
19. Şahbazov Ali (1926). İstanbul Darülfünunda Azeri edebiyatı tarihi. (Türkiye mektupları). Yeni fikir gazetesi, Tiflis, 9 Yanvar (Ocak).
20. Şamilov Ali. (1986).Emin Abidin “Edebiyat tarihi”. “Edebiyat ve İncesenet” gazetesi, 12 Aralık, sayı 50 (2237).
21. Şamil Ali. (1999). Emin Abidin hayat hikayesi ile ilgili kesin çizgiler. “Bilge” (Ankara) dergisi,  sayı 21.
22. Şemsizade Nizameddin.(1998). Azerbaycan edebiyatşünaslığı, Bakı.


Çap olundu:
1.Emin Âbid'in H. Ahmed Yesevî hakkındaki makalesine dair. Aylık Sevgi Dergisi “Yesevi”, 2002,  sayı 100,(9 yıl), Nisan, səh. 40
2. Emin Abid Yunus Emre hakkında(özet). I. Ulusal Yunus Emre sempozyumu “Her yönüyle Yunus Emre”Aksaray üniversitesi, 2008, 8-10 Ekim, Aksaray, səh.3.3.Emin Abid Yunus Emre hakkında. I Uluslararası Yunus Emre sempozyumu bildiri kitabı (8-10 Ekim 2008), Aksaray Üniversitesi Yayınları No:1, Aksara, 2009, seh. 12

Reklam
 
Sayğac
 
Flag Counter
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=