Sallı Aşık Celil

Ali Şamil Hüseyin oğlu
Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Folklor Enstitüsü
Bakı- Azerbaycan.

SALLI AŞIK CÉLİL

 

Özét: Aşık Célil Mehralı oğlu Déréléyéz mahalının (şimdiki Erménistan Respublikası) Sallı kéndindé doğulup. Uzun illér orada yaşayan vé aşıklık edén Celil 1918-1920. yıllar da erméni kuldur déstélérinin baskınlarından kaçarak Nahçıvanın Mémmédrza Dizési (Yeni yol) kéndiné sığınmış, 20. yıllarda ömrünü orada başa vurmuştur. Güzel ifacılığı ilé dinléyicilérinin sevimlisiné çevrilmiş aşığın hakkında vaktinde lazımı araştırma aparılmamışdır. Hakkında yazılmış bir neçé makale isé boşluğu  doldurmamışdır.
Anahtar kélimélér: Aşık Célil, Déréléyéz aşık mühüti, Nahçıvan aşıkları, “Célili” saz havaları.

Giriş

 19-20. yüzyıllık dé yaşamış aşıklarımız hakkında hayli araştırmalar aparılıb, kitaplar, makalelér çap olunsa da hélé görülméli işlér dé çoktur. Ötén illérin araştırmalarındaki yanlışlıkları düzéltmék 20-30 il öncé asan idisé bu iş getdikcé daha da çétinléşir. Çünkü aşık şiirlérini, müziksini  yaşatan vé çalıp-okuyan insanlar gündén-güné azalır. Bu da yanlışlıkların aradan kaldırılmasını getdikcé çetinléştirir. Bunu Aşık Célil hakkında araştırmada da aydın görmék olar.

1.1.Aşık Célil hakkında yazılanlara bir bakış

 Aşık Célil hakkında ilk yazıya “Édébiyat vé incé sénét” gazetesinde rast geliriz.(Kengerli,1992:13) Gazetesinin 1983. yıl 24 iyun sayında Aşık Mahmud Memmedovdan bahis eden “Anlayana bir mahalsen, sazınla” makalesinde yazılıp: “Aşık bilmelidir ki, tabiat de her gülün, çiçeğin öz adı, öz ıtri, öz güzelliyi olduğu gibi, aşık havalarının da her birinin özünamehsus gülü, çeşidi, şırğası var. Onları bir-biriyle değişik salmak olmaz.  Meselen, “Celili” havası XVIII asırda Nahçıvanın Sallılı köyünde yaşamış Celilin adıyla bağlıdır.”
1980. yıllar da Aşık Célillé bağlı radyo vé televiziyada verilişlér hazırlamakla, dikkati mevzu ya yönéltméyé çalıştım. Topladığımız bilgilér ésasında  Nahçıvandakı “Sovet Nahçıvanı” vé “Sovetskaya Nahiçevan”da (Rusça varyantı) gazetesindé “El sénét karlarımız. Aşık Célil” adlı makale çap ettirdim. (Şamilov,1985). Bu veriliş vé makalelér, aşığı tanıyanların, gohumlarının hatiréléri ésasında hazırlamıştım. Bunlarla kifayetléşméyip  başka araştırıcıları da bu işé celp etméyé çalıştım.
12 saz havasını Aşık Celilin yarattığına ihtiyatla yanaştığımdan istidadına güvendiğim, genç araştırıcı Kamile Ahundovanın (indi o Dadaşzade soyadını taşıyor) yardımından yararlanmak karara aldım. Çok seçmedi ki, Kamile Ahundovadan  önemli bir mektup aldım. Mektubun ilmi değerini nazara alarak burada oluru gibi veririm.
Gulu Kéngérli dé hatirélérdén yararlanarak Azérbaycan Aşıklar Birliğinin “Ozan”  gazetesinin 1992. yıl 29 fevral tarihli 2(2).  sayında  “Aşık Célil kimdir?”  makalesini çap ettirir. O, hemen il yayınlattığı “Erméni lobisi... Azérbaycan faciési” kitabına bu makaleni dé koyur. (Kengerli,1992)
Hasan Mirzeyev 2004. yılda çap etdirdigi “Karbi Azérbaycan’ın Déréçiçék mahalı” kitabında yazır: “Sallı kendi aşıklar ve şairler diyarı olmuştur. “Celili” saz havasını yaradan, Aşık Alının şakirdi Aşık Cehil, Aşık Gulu, Şair Rzakulu, Aşık Mirzalı, Déllék Héléf, Şair Alhüseyin, Şair Téhméz, Alı, Éséd, Şair  Méhémméd (Aşık Célilin kardeşi), Şair Méhémmédéli, nüfuzlu el ağsakkalı, şair, adlı-sanlı hukukşünas, filolog, polkovnik Rahman Mustafayevin atası Aşık Béhmén vé bir çok aşıklar Sallıdandırlar.(Mirzéyev,2004:415) O, sahi fanin étékyazisinda bu fikirdé Gulu Kengerliye istinat etdigini gösterir.

1.2. “Celili” saz havaları hakkında

 Kamile Ahundovanın-Dadaşzadenin mektubu: “...Ali müéllim, Siz yakşı bilirsiniz ki, xalq müziksindé havanın müéllifini dakik müzeyyenléştirmék gayri-mümkün bir iştir. Makalenizdé kayıt olunduğu gibi, adları çékilén havaları éksi aşık  örnéklérinin varyantları saymak  daha maksadauyğun olar.
Siz makalenizdé üç «Célili» havasının adlarını çékirsiniz (yeri gélmişkén, kayd edik ki, bazı aşıklarda bunu tasdiklédir). Garibesi ondadır ki, hiç bir aşık üç “Célili” havasını çala bil mir. Adetin, onların aktif repertuarında yalnız iki «Célili» havası séslénir. Méné elé gélir ki, üç “Célili” havasının olması sehivdir. İş orasındadır ki, bazı aşıkların adlandırdığı «Baş Célili» éslindé baş pérdédé çalın mır. Aşık terminologiyasına göré, “baş” adlandırılan havalar ( Mésélén, “Baş Sarıtel”, “Baş Muhémmés” vé s.) baş pérdéyé ésaslanır vé Kérémi-Baş kökündé séslénir.
 Aşıkların adlandırdığı «Baş Célili» isé Ürfani kökündé sesléndirildiği vé orta pérdé ilé  bittiyi üçün «Orta Célili»(yazının ardında havanı yalnız “Célili” yazacağım) adlandırmak  daha düzgün olar. Baş sözünü isé «Céliliyé» ola bilér ki, bu havanın mahiyétiné göré, tez-tez ifa olunduğuna göré verirlér.
İndi isé bir necé söz ikinci «Célili» hakkında: Bu hava divani perdesiylé başlandığı üçün vé ümumiyyétlé, «Célili»yé nispeten sazın kolunun aşağı hissésindé sesléndiği üçün onu  «Ayak Célili» gibi  müéyyénléşdirmék olar. Bir faktı  da kayd edim: Daşkéndli  Aşık Nécéf bu havanı güzél ifa etdiyiné göré Gökçedé «Nécifi» adlandırılır. Déréléyézlé Gökçé komşu mahaller, Célillé  Nécéf hém ésidir. Éslindé buralar, Kélbécér, Géncébasar da dahil olmakla aynı aşık muhitidir. Belé olan halda Célilin yarattığı havanı çétin ki, Nécéfin adı ilé bağlayalar. Bu da, onu tésdikléyir ki, hemen hava Aşık Célil tarafindén yaranmayıp.
 İki havanın mükayisési meraklı néticélér verir. Adetin, baş, orta, ayak adları taşıyan havaları bir  grupta birléştirén ésas pirinsin onların aynı şiir formasına aitliyi vé müzik kuruluşunun okşarlığıdır. Mésélén, Sarıtel grup’una dahil olan havalarda giraylı şiirléri ifa olunursa, «Mühémmés» grup’una dahil olan havalarda  tabii ki, mühémméslér, müstezadılar okunur. «Célili» tonuna geldikté isé tamam farklanir. «Célili»dé koşma, «Ayak Célili»dé isé giraylı okunur. Demék, onları bir ad altında birléştirén ésas prensip onların aynı şiir formasına aidliyin değil, mahz müzik dilinin hüsusiyyétléridir.
Burada  havaların müzik tahlilini geniş şékildé izah etmék, méncé, artıktır. Yalnız onu kayd etmék istérdim ki, onların melodik  kuruluşunda okşar céhétlér özünü aydın biruzé verir (hüsusilé dé, «Ayak Célili»nin birinci müzik cümlésiylé «Célili»nin ésas  müzik fikir arasında).
Bu iki havanı bir grupta birléştirén én mühim cihét isé, méncé, onların instrumental girişinin okşarlığıdır. Burada ayak, orta prinsipi daha kabarık şékildé özünü göstérir. Éğér «Célili»nin girişi ruhani-şah- açık - şah pérdélériné  esaslaşırsa, «Ayak Célili»nin instrumental hissési şah-divani-ruhani pérdélérindé séslénir, yéni, düz bir ton yukarı.
Ümumiyyétlé, instrumental girişin tahlili «Célili» aşık  havalarının méşéyi hakkında müzeyyen malumat veré bilér. Mésélén, «Célili»nin varyantı sayılan «Sarı yaylık» havasında (Aşık İsgéndér Ağababalının verdiyi malumata göré bu havanı Aşık Şenlik yaradır) instrumental giriş yoktur. Bu faktı ona göré değérlidir ki, Aşık Célilé gédér bu gülün (halın) olmaması mahz instrumental girişin Aşık Célilin élavé etdiyini söyléméyé ésas verir. Amma bu fikir halélik ferziylédir…
«Célili» havalarını farklandırén cihétlérdén biri  ondan ibarettir ki, «Ayak Célili» deklamasiya-rekitativ séciyé taşıyor, «Célili» isé réksvari karakterdédir. Bu havaların meraklı hüsusiyyétlérindén biri dé ondan ibarettir ki, “Ayak Célili” muhtélif yerlérdé yaşayan aşıkların repertuarında aynı tarzda séslénir. «Célili» isé koca aşıkların mésélén,  Müseyibin, Tovuzlu Aşık Yusifin ifasında daha témkin, daha ağır séslénir. Nispeten génç aşıkların ifasında  bu ritimlé birtonalıg raks motorluğu gétirilir.  Aşık havalarının tahlili isé onu göstérir ki, deklamasiya-rekitativ havalar daha kadim, daha éskidir.
Ola bilér ki, «Ayak Célili»  adlandırdığımız hava meydana «Célili»- «Sarı Yaylık»dan önce gélsin, bu ikinci mani birincinin türémési olsun. Yahut ola bilér ki, bu iki hava paralel inkişaf etsin vé inkişaf yolunun müzeyyen merhalesindé müzik okşarlıklarına göré vé Aşık Célilin icatları néticésindé ( Mésélé, güman etmék olar ki «Ayak Célili» dé ifa etsin) bir ad altında birléşsin. Beléliklé, Aşık Célili hemen havalara yeni bir néfés verdiğiné, yeni bir taravét getirdiğiné göré ola bilér ki, bu havalar Aşık Célilin havaları gibi méşhurdular.
Umumiyétlé, aşık havalarının ménşéi, onların inkişaf yolunun öğrénilmési oldukça mürekkep bir prosestir. Onlar hamişé öz éski adlarını  muhafizé etmişlér. Tabii ki, müzeyyen değişiklikléré uğrayılar. Bir istedadlı aşığın sayı néticésindé  yeni bir değişikliyé uğrayıp vé yeni ad kazanır. Bu hüsusiyyétlér «Célili» havaları üçün dé çok séciyyévidir.
İndi isé bir neçé söz «Déréléyéz Giraylısı» hakkında. Hal-hazırda méndé bu havanın bircé varyantı olduğuna göré (Aşık Hémidin ifasında) hemen havanın inkişaf yolu hakkında dakik bir néticéyé gélmék çok çétindir. Ona  göré dé bu yazı bir mulahizé karakteri taşıyor. «Déréléyéz Giraylısı» «Sallama», «Térs Giraylı»nını varyantı sayıla bilér. «Sallama Giraylı»ya mahsus ésas cihétlérdén biri inkona (Buna göré dé hemen Giraylını Sallama, Térs  adlandırırlar) «Déréléyéz Giraylısı»nda ifa olunur. Umumiyétlé, instrumental giriş «Déréléyéz Géraylısı»nda déyişib, buraya hatta, yeni bir motif dé ilavé olunup. Marş ritmindé olan bir motif (şah-divani-orta şah) «Déréléyéz Giraylısı»nın sés düzümü, intonasiya inkişafı «Sallama Giraylı»sı ilé aynı olsa da, onun metrik, ritmi kuruluşu bir o kadar sért, késkin değil, lirikléşmiştir. Çok cihétlérlé “Sallama Giraylıdan farklénén «Déréléyéz Géraylısı» müzik cihettén onun yeni, orijinal bir varyantı sayıla bilér vé ola bilér ki, bir istetadlı şahs tarafindén, mésélén, Aşık Célili tarafindén yaranmış  olsun. Halélik  bu kadar….                  

                                   Hürmétlé Kamilé
                                            25.4.86”

Ü. Hacıbéyov adına Azérbaycan Devlét Konservatoriyasını bitirip aşık yaratıcılığını öğrénméyé büyük hévéslé girişmiş génç araştırıcının méktubu yalnız ménim değil, méktubu okuyanların hamsının dikkatini özüné çekmişti. Çünkü Kamilé hanım aşık muhutünün güçlü olduğu bölgélérimizdé doğulup boya-başa çatmamıştı, Bakı şéhérin dé dünyaya göz açmış vé Rus dilindé tahsil almıştı. Ailélérindé dé bu saha ilé meşgul olan yokuydu.
Kamilé hanımın méktubundan bir il sonra Azérbaycan Sovyet Ansiklopedi yasının onuncu cildi çap edildi. Orada “Célili” havası hakkında yazılıp: “ 18-ci ésirdé Aşık Célil tarafindén yaratıldığı ihtimal edilir. “Baş Célili”( “Karagöz”, yahut “Karagöz bala”, “Çıldır çiçeği”) vé “Orta Célili” ( çok vakit “Célili”, bézén “Süsénbéri”) adlı iki nevi var. “Baş Célili”nin poetik métni koşma, makam ésası segah, müzik ölçüsü 6/8 , temposu mülayim-tezdir, sazda “Şah pérdé” kökündé ifa olunur. “Orta Célili”nin poetik métni koşma, makam ésası rast, müzik ölçüsü 6/8 , temposu mülayim-cilttir, sazda “Ürfani” kökündé ifa olunur. “Orta Célili”nin instrumental varyantları da var.”(ASE,1987:412) 
 
2.1. Aşık Célilin ömür yolundan bahis edén hatirélér

 Hatirélérdén yararlanarak Aşık Célilin arasında erméni-musalman davası denilén 1918-20. yıl savaşlarından sağ kurtararak Nahçıvanın Mémmédrza Dizési (Yeni yol) kéndiné geldiğini, ömrünün son illérini bu köyde yaşadığını, zamanénin sıkıntılarından, yaşının çokluğundan faal aşıklık etmédiğini, tahminén 1924-1928. yıllar da öldüğünü, köyün girécéğindéki garip kabristanlığında defin edildiğini, baş taşı yeriné kotan démiri sançıldığını vé oğlu Behrenin İkinci Dünya Savaşından geri dönmédiğini yazmıştık. (Şamilov, 1985)
Gulu Kéngérli bu méséléyé dikkati bir az da artırarak Aşık Célilin  avradı G
Kızhanımın, büyük oğlu Halilin 1917. yıldan sonra öldüklérini, Déréçiçékdén gélén erméni kuldurları kızı Miyananın éri Salmanı ağır yaralayıp, 3 uşağını öldürüp özünü dé ésir apardıklarını kayd edip. O, yazır: “Aşık Célilin oğlu Béhmén dé aşıklık etmiş, Nahçıvanın sayılan aşıklarından olmuştur. Aşık Béhmén İkinci Dünya Müharibésindén kayıtmamıştı. Aşık Cehil 1923. yılda tahminén 75 yaşında Nahçıvanın Dizé kéndindé véfat etmiştir.”(Kéngérli,1992:12)

2.2. Aşık Célilin hakkında yazılanlardakı mübahiséli makamlar

 “Édébiyat vé incésénét” gazetesinde ve ASE’ de  Aşık Célilin XVIII yüzyıllıkta yaşaması hakkında fikri tasdikléyécék hér hansı bir fakta rast gélmédik. Gulu Kéngérlinin vé ménim topladığım hatirélér aydın göstérir ki, Aşık Célil 19. yüzyılın ikinci yarısında doğulmuştur. Onun doğulduğu kéndin adının Sallılı değil Sallı olduğunu vé bu kéndin Nahçıvana değil Déréléyézé bağlı olduğunu araştırıcı Gulu Kéngérli “Erméni lobisi...Azérbaycan faciési” kitabında göstermişti. (Kengerlı,1992:13) 
Menim çap etdirdigim makaleyle Gulu Kengerlinin makalesi arasında 7 yıla yakın fark olsa da aynı insanların hatıralarına dayandığımızdan yazdıklarımızda okşarlık çoktu.  Men Aşık Celilin 19. yüzyıllığın ikinci yarısında Sallıda doğulduğunu yazmıştımsa Gulu Kengerli dakik tarih gösterir: 1850. yıl!  
Gulu Kengerli yazır: “Celilin atası Mehralı kişi de saz-söz heveskarı imiş. Ve o da şiir meclislerine geder, herdendir balaca Celili de kendi ile aparırmış. Celil aşıklara fikir verir, bir-birinden güzel deyimleri, söylemleri sinedefter edermiş. Günlerin bir günü şiir meclislerinin birinde Irandan gelmiş Aşık Abbas adli bir konak “Güzelleme” üstünde  bir şiir okuyor. Celili onun cevabını birinci tapir. Aşık Abbasın 16 yaşlı Celilin hoşu gelir. Sonra Celili bir-iki ağız okutturur, çalmasına kulak asır.
-- Ha,- deyir,-men  oğlanı şagirdliye götürürüm...
Mehralı kişi evvel razı olmur.
--Ustad,-deyir,-bir çeten külfetim var, teze-teze elimden tudur.
Mehralı kişi köy ağsakkallarının tevakkisini yere salmır.  Aşık Abbas Celili kendiyle Irana aparır. Onu ancak yay aylarında ay yarımlığa Mehralı kişiye yardım etmeye bırakır. Dürt yıl geçir, beş deyende Aşık Abbas büyük bir meclis düzeltir, şakirdini son defe imtihana çeker, ona bir saz da bağışlayıp, git,- deyir-, verdiyim çörek sene helal olsun”. (Kengerli,1992:7)
Celilin atasının ve üstadının adının dakikleştirilmesi bakimindin oldukça dikketçeken bu yazıda rakamların dakik gösterilmesine bir az şüphe ile yanaşmalı olurum. Elde tutarlı bir kaynak olmadan Celilin 16 yaşında şakirdiyle başlamasını ve 1850. yılda doğulduğunu söylemek çetindir. Bunlar tahmini rakamlardır. Beş-on il, belge de bir az çok o taraf, bu taraf ola biler.
Biz de hatıralara dayanarak Celilin üstadının Aşık Abbas Dehri olduğunu yazmıştık. 19. yüzyıllığın başlangıcında Arazın sar sahilinde- şimdiki İran İslam Respublikasının arazisinde doğulan Abbas küçük yaşlarında ailelerine üzermiş felakete güre Ordubadın Deste köyüne göçmeli olur. Dehri tehellüsiyle şiirler de yazan Abbas daha çok  saz havalarının ifaçılırı ve destan danışmasıyla meşhurlaşır, ömrünün sonlarında Şamkir rayonunun Molul köyünde yaşayıp, 1930. yıllarda orada Allah’ın rahmetine kovuşur.(Sultanov,1928)
Her ikimiz Aşık Celilin yakın akrabası Aşık Mirzalı Mirzeyevin hatıralarından yararlanıp Celilin 12 saz havası yarattığını yazmıştık. Aşık Celilin yarattığı söylenilen havalardan nispeten mene inandırıcı görünen beşinin-“Baş Celili”, “Orta Celili”, “Ayak Celili”, “Kaytarma”, “Sallama Giraylı”(bu hem de “Dereleyez Giraylısı” adlandırılır) adını çekmiştim. Gulu Kengerli bunlardan ilave “Kahramanı” ve “Bademi” havasının da adını çekip. Bu havaların yaranma şeraitinden söz açır. (Kengerli,1992:8)
Öncé söylediğimiz gibi Aşık Célildén bahis edilén makalelérdé hiç bir yazılı kaynağa dayanılmamış, ayrı-ayrı şahsilérin hatıralarından yararlanılmıştır. Bu da bazı dolaşıklığa yol açmıştır. Belé ki, Gulu Kéngérli aşığın 1850. yılda doğulduğunu vé 1923 yılda tahminen 75 yaşında öldüğünü yazmıştır. Bizcé o yerdé ki, tahminén sözü işlétilir, orada dakik rakam inandırıcı görünmür.
Nahçıvan şehri yakınlığındaki Şıhmahmud köyünde yaşayan Aşık Gulu 1938 yılda Bakıda Azerbaycan Aşıklarının Kurultayında Aşık Esat’la görüşdüyünü, Aşık Esat’ın Aşık Celille Sarıyer yaylasında meclis apardıklarını, Aşık Esat’ın Aşık Celilin saz çalmasını terifledigini hatırlatırdı. Men makaleni hazırlayanken hemen hatıralardan da istifade itmiştim. Gulu Kengerli Celilin Aşık Elesgerin çağırışıyla Gökçeye  gedmesinden, orada görüşmelerinden ve Aşık Celile ait edilen saz havalarının yaranma şeraitinden geniş danışır. Onun bu fikirlerine ve Aşık Celille Abbaskulu beyin görüşmesi hakkında yazdıklarına da bir az dikkatle yanaşmak lazımdır. Çünkü hemen zaman Şahaplı Aşık Celıl de olup. Onun Abbaskulu beye hars ittiği şiirler günümüze dek gelip çatıp. Bu aşık da ermeni kuldurlar tarafından gaddarlıkla katla yetirilip. (Elekberli,1996,2000,Şamil,200:86) Ola bilsin ki, aşıkların adlarının ayniliyi Abbaskulu beyle görüş meselesinde  bir dolaşıklık yaradır.
Hasan Mirzeyev “Garbi Azérbaycan’ın Déréçiçék mahal” kitabında Aşık Celilin Aşık Alının şakirdi olduğunu yazır. Kaynak gibi de Gulu Kengerlinin makalesi gösterilir. (Mirzéyev,2004:415) Gulu Kengerlinin makalesinde Elesgerin Celili yakından tanımadığı, hatta onunla değişmek, onu sınağa çekmek isteği var. Aşık Elesger Aşık Alının şakirdidir. Malumdur ki, Gökçede hamı Alının da, Elesgerin de, Esat’ın de ve b. şagirdlerini tanıyor. Nece ola bilir ki, Elesger gibi adab-arkanı bilen bir sanatkar üstadının şakirdini tanımasın ve ya onu sınağa çekmek istesin?
 “Şark kapısı”(Sovet Nahçıvanı) gazetesinde işleyende yalnız makale yazmakla kifayetlenmirdim, aşığın kabrinin abatlaştırılması, üzerinde abide uçaltılması teklifiyle resmi teşkilatlara müracaat edip, yollar aratırdım. Hatta Azerbaycan Aşıklar Birliğinin sadrı Hüseyin Arifi de işe koşmuştuk. Onu aşığın kabrini ziyarete getirtmiş, hükümet nümayendelerine minnetçi salmıştık. Lakin bunların da hiç bir neticesi olmadı. Yeni evler dikilende Garip  kabristanlığı tamam ile dağıtıldı.
Sonuç: Topladığımız hatıralardan, çap olunmuş makalelerden bu kanaat geliriz ki, 19 yüzyıllığın ikinci yarısında Erivan guberniyasının (geçmiş İravan hanlığı)  Şerur-Dereleyez kazasının Sallı köyünde doğulmuş Celil Mahralı oğlu saz çalmakta, saz havalarını cilalamakta mahir olup. Genç yaşlarından ömrünün son yıllarınadek aşıklık eden Celil 1918. yıl ermeni baskınlarından kaçıp Nahçıvana gedip. Kocaların hatırladığı gibi “kolhozlaşmadan (kollektiv köylü tasarruf atı yaratmak kampaniyasi 1929-1932 yıllarda olup-A.Ş) bir nıçe yıl evvel”, yani 1920 yılların sonunda  Memmedrza Dizesi köyünde dünyasını değişip ve oradaki Garip  kabristanlığında defin edilip. Oğlu Behmen de saz  çalıp okumağı, meclis yola salmağı başarırmış. İkinci Dünya Savaşına gedip ve geri dönmeyip.

Kaynaklar

1.ASE( Azérbaycan Sovet Ansiklopedi yası). (1987). X cilt, Bakı.
2.Élékbérli Éziz.(1996). Abbaskulu béy Şadlınski. “Sabah” néşriyatı, Bakı.
3.Élékbérli Éziz.(2000). Garbi Azérbaycan. Vedibasar mahalı.I cilt “Ağrı dağ” néşriyatı, Bakı.
4.Kéngérli Gulu. (1992).Erméni lobisi...Azérbaycan faciyési. “Yazıcı” néşriyatı, Bakı.
 5. Mirzéyev Hasan.(2004). Garbi Azérbaycan’ın Déréçiçék mahalı. “Elm” néşriyatı, Bakı.
6. Sultan ov Eynalı.(1928) Aşık Abbas Dehri. “Dan yıldızı” jurnali, Tiblisi.
7. Şamil Ali.(2001) Destanlaşmış ömürlér, “Séda” néşriyatı, Bakı.
8. Şamilov Ali.(1985), El sénét karları. Aşık Célil. “Sovet Nahçıvanı” gazetesi, 15 oktyabr, sayı 291(14329)
9.Şamilov Ali.(1985), Aşuk Djalil. “Sovetskaya Naxiçevan”, 4 dekabrya, sayı 297 (1144), sehıfe 4.
           


Çap olundu: Sallı Aşıq Celil. Folklor-Edebiyat(Naxçıvan özel sayısı) Ankara, 2007, sayı 3(51), seh.179-184.

Reklam
 
Sayğac
 
Flag Counter
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=