ATA TERZİBAŞI İNSANLIĞA MANEVİ SERVET BIRAKIP GİTTİ

ATA TERZİBAŞI İNSANLIĞA MANEVİ SERVET BIRAKIP GİTTİ

 

Ali ŞAMİL Hüseyinoğlu

Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Folklor Enstutusu başkanının Uluslararası İliişkiler danışmanı

 


 

 


 

Описание: http://525.az/img/pics/large/59820_fvem977ctw.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nisan’ın 1’i dünyanın çeşitli ülkelerinde aldatma günü olarak kabul edilir. Ata Terzibaşı’nın ölüm haberini de ben Nisan’ın 1’de okuduğum. Bunun 1 Nisan şakası olmasını çok istedim. Ne yazık ki, böyle degildi.

 İnternet siteleri 91 yaşını geçmiş, şair, folklorcu, bilim adamı, avukat  Ata Terzibaşı’nın 2016 yıl Mart’ın 31’de, saat 21:00’da Kerkük’te hakkın rahmetine kavuştuğunu yazıyorlardı.

Irak’ta her gün bomba partlayışı, savaş sonucu yüzlerce günahsız çocuk, kadın, gencin ölüm haberi verilir. Sanki insanlar artık bu haberleri duymaya alıştıklarından bir nevi lakayıtlaşmışlar.  Avrupa’da, Amerika’da bir terör olursa, dünya ayağa kalkar. Dünyanın en meşhur haber ajanları, radyo, televizyonlar, gazeteler durmadan bu konuyu işler. Suçluları İnterpo arayar. İrak’ta onlarla insanın ölümüne yol açan bömba partlayışlarından ise küçücük bir haber vermekle yetinirler. Saddam Hüseyin’i diktatör ilan edip de onu öldürenler Irak’ta demokrasiyi kuracağını vad etdiler. ABD ve Avrupa’nın gelişmiş ülkeleri Irak’a öyle bir “demokrasi” getirmişler ki, bir ayda ölenlerin sayısı “diktatörlük” döneminde ölenlerin sayısından katbekat fazladır. Savaştan kaçıp Avrupa’ya, Amerika’ya gidenlerin ne kadarının yollarda öldüğünü de kimse bilmez.

Bir zaman Amerika, Avrupa’nın gelişmiş devletleri silahlı askeri birlikler göndererek az gelişmiş ülkelerin servetini elinden alıp, insanlarını köle bazarlarında satarlardı. Silah zoru ile getirilen köleler ilk fırsatta kaçarlardı. Şimdi öylesine bir durum oluşmuş ki, savaşlardan insanlar Amerika’ya ve Avrupa’ya göçediyorlar. Bu da kölelik yapısının günümüze uygulanışından başka bir şey değil.

Dünya kültürünün özü olarak kabul edilen Irak’ı savaşlar harabeliğe çevirmişler. Bu gün burada insanlar yaşamak, günlük ihtiyaçlarını temin etmek uğruna savaşıyorlar. Ülkede gergin günlerin yaşanmasına, bazen insanların vefat etmiş yakınlarını defnetmeye bile imkan bulamamasına rağmen Ata Terzibaşı büyük bir saygı ile uğurlandı. Onun defnine gidenleri ne defn merasiminde yapılan partlamalar, ne gökten indirilebilecek bombalar korkutmadı. Çünki insanların içinde Ata Terzibaşı’ya duydukları vefa borcu ölüm korkusunu yenmişti.

Azerbaycan’da da her zaman saygı ile anılan Ata Terzibaşı’nın ölümü Nisan’ın 1de Karabağda alevlenen savaş ile aynı güne denk geldi. Karabağ savaşları bizler için her ne kadar önemli olsa da, Ata Terzibaşı’yı da unutmadık.


...Ata Terzibaşı’nın adını ilk defa 1968 yılında Azerbaycan Devler Ünversitesi birinci sınıfta okuduğum zaman duydum.

Bize "Azerbaycan şifahi halk edebiyatı" (Halkbilim) dersi veren Vagif Veliyev Ata Terzibaşı’nın kitap ve makalelerinden bazılarının adını yazdırdı, okumayı tavsiye etti. Arkadaşlarımızın bazıları buna itiraz etti. Ata Terzibaşı’nın kitaplarını bulmanın zor olduğunu, eski alfabe ile yazılanları okuyamayacaklarını söylediler. Vagif müellim de sabrla Ata Terzibaşı’nın eserlerini mecburi derslik olmadığını, arzu edenlerin okumasını söyledi. Vagif hocanın bize serbest seçim hakkı vermesi ve o yıllarda Irak Türkmanları konusunun Azerbaycan’da gündemde olması bizlerin bu konuya merakımızı uyandırdı. Resul Rza’nın, Rüstem Aliyev’in, Gazenfer Paşayev’in, Gasım Gasımzade’nin ve b. Irak Türkmanları ile bağlı yazılarını okuduğum zaman Kerkük’te, Musul’da, Tuzhurmatı’da, Erbil’de ve başka bölgelerde yaşayan soydaşlarımız hakkında daha geniş bilgi elde etmek istiyorduk.

Ata Terzibaşı’nın adını ilk kez duyduğum zamandan 47 yıl sonra o, Allahın rahmetine kavuştu. Geçen zaman içinde onun yazdıklarını okudum, makalelerimde kaynak gösterdim, hakkında makale yazdım, maalesef ki, kendisi ile görüşemedim.  Sovyetler döneminde Irak’a gitmek, Ata Terzibaşı’yı görmek benim gibiler için imkansız idi. 1990 yıllarından başlayarak Irak’a gidiş-geliş kolaylaştı. Her sene yüzlerce Azerbaycanlı Kerbela ziyaretine, onlarla soydaşımız ise ticaret ve başka amaçlar ile Iraka giderler. Aslında ben de onlar ile birlikte gidebilirdim. Ata Terzibaşı ile görüşebilirdim. Maalesef ki, bunu yapmadım.

Milleti ve vatanı için verdiği hizmetler için saygı duyduğum Türkoloğ Ata Terzibaşı Kerkük’ün ünlü soylu ailesinde dünyaya göz açmış. 1924 yılı Kasım’ın 14’de doğmuş oğluna Hacı Ömer Ataulla (Azerbaycan’da onun adı Eta gibi de yazılır) adını verse de o, Ata Terzibaşı gibi bilinir.

İlk eğitimini Kerkük’deki Piryadı mahalle okulunda almış Ataulla orada Kurani-Kerimi, Sedi Şirazi’nin "Gülüstan" ve "Büstan"ını, Muhammed Füzuli Bağdadi’nin eserlerini okumayı, ve hesab yapmayı öğrenir. Orta okulu ve liseyi de doğduğu şehirde bitirir. Oğrencilik yıllarında baskılara maruz kalır. Yaşadığı ülkede ana dilinde eğitim veren okulların olmadığını görür. Oysa ki, onun doğumundan 4 sene öncesine kadar bu topraklarda Osmanlı hakim idi ve burada Arapça okul, gazete ve dergilerin yayınlanmasını yasaklamamıştı. Aksine Arapçanın Arap kültürünün gelişmesine yardım etmişti.

Osmanlı devletinin 400 senelik hükmranlığından sonra bölünmüş imparatorluktan geriye kalan Irak krallığında Türkler baskılara maruz kaldı. Birinci Dünya savaşından sonra emperyalist güçler petrol ile zengin Musul vilayetinin Türkiye Cümhuriyyetine dahil olmasına da imkan vermemişlerdi. Vilayetin Büyük Britanya’nın kurduğu oyuncak Irak krallığına tabii edildiği azmış gibi, burada yaşayan Türklerin Türkiye Cümhuriyyeti ile ilişkileri de engellenmişti. Baskılarda bıkmış Türklerin bazıları yüzyıllar boyunca yaşadıkları toprakları terketmek zorunda kalmışlardı. Hacı Ömer ise vatanına bağlı insanlardan idi. Baskılara rağmen kendi topraklarında yaşadı ve çocuklarını da milli ruh ile büyüttü.

Uluslararası bağlaşamalar esasında Türklerin hukuku tanınsa da, buna pek uyulmaz. Ata Terzibaşı da milletinin hakkını hukuk çerçevesinde savunmak için 1946 yılında liseyi bitirince Bağdad Üniversitesinin Hukuk fakültesinde okur. Ara sıra şiir yazmakla da uğraşan Terzibaşı 1950 yılında ünversiteyi bitirir ve Kerkük’te avukatlık yapmaya başlar.

Avukatlık yaparken tek tek kişilerin hakkını savunmanın bir yere varamayacağını ve halkının aydınlanması gerektiğini anlar. Bunun için de basının gücünden faydalanır. İlk makalelerini Mısırdaki "El-Risale" fazla tirajla yayınlanan Arapça basın idi. Sonralar Ata Terzibaşı’nın imzası Beyrut, Halep, Bağdad, Kerkük, İstanbul gibi şehirlerde yayımlanan gazete ve dergilerde de görülür.

Ata Terzibaşı bir ara Kerkükde neşr edilen "Afak" qezetinde editorluk ider. "Kerkük", "Afak", "Beşir" gazetelerindeki Türklerin kültürü, edebiyatı, dili hakkında yazdığı makaleleri ile halk sevimlisi olur. Onun halk tarafından sevilmesi, milletinin hakkını savunmaı hükumet yetkilileri tarafından iyi karşılanmaz. Onu üç aylık sürgüne göndererler. Sürgün hayatı biter-bitmez yeniden Kerkük’e dönerek avukatlik faaliyyetini davam ettirir.

Ata Terzibaşı avukatlik yaptığı zaman soydaşlarının Arapça bilmemesi ve cahillikleri yüzünden mahkemeleri kaybettiklerini görür. Arapların çoğu da Türklerin tarihinden, kültüründen habersiz oldukları için onları vahşi, acımasız olarak beller.  Bunun için de halkının tarihini, kültürünü, edebiyatını, halkbilimini anlatacak makaleler yazar. Makalelerin altına da  "A.T", "Ataulla Terzibaşı", "Mecid Türkekul", "Ömerzade Allahverdi" ve b. imzalar koyar. Onun ister "El-Turasüş-Şabi" dergisinde Türkman kültürü ve folkloru hakkında Arapça yazdığı makaleler, isterse Ziya Gökalp, Ahmed Ağaoğlu ve Fuat Köprülü kimi sosyoloklar hakkında yayımlattığı eserler bu gün de aktüel.

Irak Türklerinin medeniyyeti tarihinde özel yeri olan "Gardaşlıg" dergisinde Türk ve Arapça edebiyyat, folklor, dil hakkında değerli makaleler yayımlatan Ata Terzibaşı sıkca bilimsel sempozyumlara da katılır, dünyanın ünlü Türkologları ile fikir alış-verişinde bulunur. Ansiklopediler genellikle Türkmanların kültürü, edebiyatı, tarihi ile bağlı makaleleri ona yazdırmışlar.

Onun "Yazı dili, konuşma dili" makalesi dilcilik hakkında teorik bakışları ihtiva eden en değerli kaynak. Bu yazıda Ata Terzibaşı Türkçe’nin konuşma diliyle yazı dili arasındakı farkın diğer dillerdeki gibi derin olmadığını isbatlamak için Arap dilleri ile kıyaslamalar yapmış.

Ata Terzibaşı makale ve sunumlarında dilin gelişmesine, orta yüzyıllarda Türkçeye yüklenmiş Arapça, Farsça ifadelerden temizlenmesine özellikle dikkat etmiş.  "İrak Türkleri ve dil özleştirmesi" eserinde meseleyi geniş analiz etmiş ve dilin temizlenmesi, geliştirilmesi sert, devrim ile değil yavaş yavaş yapılmalı olduğu,  hem de bu temizleme ve yenileşmenin Türk halkları arasındaki bağlılığa zarar vermemeli, aksine onu daha da yakınlaştımalı olduğu fikrini ileri sürer.

Bölgenin halk edebiyatının derlenmesinde ve yayınlanmasında büyük hizmetleri olan Ata Terzibaşı dilin temizlenmesinde ve yenileştirilmesinde halk konuşmasına önem verilmesini defalarca vurgular. Sebebinin de bu gün bir Türk halkının edebi dilinde kullanmayan eskimiş ve ya şiveye dönüşmüş sözler başka Türk halklarının edebi dilinde işlevselliğini koruması olduğunu göstermiştir. Ve eğer ki, politologlar, memurlar, yazarlar, şairler gazeteciler bu sözleri sıkca kullanırlarsa bu sözler de vatandaşlık hukuku kazanmış olur.

Ata Terzibaşı kitabları tekrar-tekrar yayınlanan nadir yazarlardan. Onun "Kerkük şairleri" kitabı 1963-2012 yıllarında 13 kez, "Arzu-Kambar masalı" orijinalinde olduğu gibi Kerkük, Bağdad, İstanbul ve Bakü’de 5 kez (hatta Fransızca’ya çevrilerek 2000 yılında Cenevre’de de yayınlanır), "Kerkük hoyratları ve manileri" üç kez yayınlanmıştır. Onun kitaplarının yayınlanma coğrafyası da geniş. Buraya Kerkükün yanı sıra, Bağdad, İstanbul, Ankara, Bakı, Cenevre ve b. şehirler dahil.

Ömrünü Türkman edebiyyatının, dilinin, folklorunun ve basın, yayım tarihinin öğrenilmesine adamış Ata Terzibaşı bir ara Bağdad’da günlük "El-Cihad" gazetesini de yayımlatır.

1964 yılı Mayıs ayında Türk Dil Kurumuna "yardımcı üye", 1996 yılı Haziran ayında ise "şeref üyesi" seçilen Ata Terzibaşı 300 kadar makale, 30’a yakın kitap yayımlatır.

Ata Terzibaşı Azerbaycanın milletsever aydınları içinde her zaman saygı ile anılan bilim adamı. Aydınlarımızın Ata Terzibaşı’ya büyük sevgisinin sonucu idi ki, Azerbaycan Yazıçılar Birliyi Irak-Türkman edebiyyatının aksakalı Ata Terzibaşı’yı Birliğin fahri üyesi seçmişti.

2001 yılında geçirdiği kaza sonucu yürüye bilmegen bilim adamı ard arda üç cildlik "Türkman sözlüğü", üç cildlik "Türkman keşkülü" eserlerini yayımlatır. Onun son yayınlanan eseri 2015 yılında "Fuzuli hakkında yazılar" kitabıdır.

Ata Tərzibaşının ilmi eserleri Türk halklarının degil, Orta Doğunun en zengin kütubhanelerinin kiymetli servetine çevrilmiştir. Türkiyedeki gerginlik, Karabağda baş verən savaşlar Ata Terzibaşının ölümüne dikkatı azaltmışdır. Zaman keçdikçe Ata Terzibaşı hakkında daha degerli eserlər yaradılaşakdır.

15.04.2016
 
Çap olundu: Ali Şamil HÜSEYİNOĞLU, Ata Terzibaşı İnsanlığa Manevi Servet Bırakıp Gitti,

Türk Yurdu dergisi, Mayıs 2016, yıl 105,  sayı 345, seh. 24-26

 

Reklam
 
Sayğac
 
Flag Counter
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=