Golan (Colan) Türkmanlarinin Millî Varliğinin Korunmasinda Halk Edebiyatinin Rolü

GOLAN (COLAN) TÜRKMANLARININ MİLLÎ VARLIĞININ KORUNMASINDA HALK EDEBİYATININ ROLÜ

 

Ali ŞAMİL Hüseyinoğlu,

Azerbaycan Millî Bilimler Akademisi Folklor

Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı,

alishamil@yahoo.com

 

Özet

Suriye’nin İsrail ile sınır bölgesindeki Golan (Colan) Tepelerinde Duruzlar, Çerkezler ve Türkmanlar yaşardı. 1967 yılı İsrail-Suriye savaşı sırasında yaşadıkları Eyn Ayşe, El Kadiriye, El Rizeniye, El Sindiyene, El-Çedide, Eyn El Kara, Eyn El Sumsum, El Elika, Eyn El Alak, El Ahmediye, Kefer Nefah, El Mugir, El Mugir, Hafar, El Hüseyniye, El Dababiyye, Cuveize, El Hışniyye, Mumsiye, El Gasseniyye, Eyn Zivan, Medinit El Bas köylerinden çıkarılan Türkmanlar’ın bir kısmı iç savaşa kadar Golan (Colan)’da Birleşmiş Milletler kontrolündeki Koneytıra olmak üzere, yoğun şekilde Şam’ın Seyyide Zeynep, Hacaresvet ve Kadem yoksul semt ve varoşlarında yaşamaktalardı. Sayısı yetmiş bin civarında olan Golan (Colan) Türkmanları’nın son üç seneki durumu hakkında net bilgi elde edilemedi.

İç savaştan önceki yıllarda Golan (Colan) Türkmanları’nın halk edebiyatından, ağızlarından(dialekt), yaşamlarından örnekler toplanır. Suriye’de iki millyondan fazla Türkman Araplaştığı halde, Araplar arasında adeta ada şeklinde yaşayan Golan (Colan) Türkmanları’nı, sistematik bir baskı altında olmalarına rağmen, zengin mânileri, ata sözleri, masalları, gelenekleri Araplaşmaktan kurtarmıştır. Bu makale kapsamında Golan (Colan) Türkmanları’ndan toplanmış malzemeler gözönüne alınacak, gelenekleri incelenecek, Golan (Colan) Türkmanları hakkında yazdığımız kitabın nedenleri açıkılanacak.

Anahtar kelimeler: Golan (Colan)  yükseklikleri, Türkmanlar, Suriye, İsrail işgali, halk edebiyatı

THE ROLE OF FOLKLORE IN THE PROTECTION OF NATIONAL ASSETS OF JOLAN TURKMANS

Ali Shamil Huseyinoghlu,

Head of Department of International Relations in

Azerbaijan National Academy of Sciences Institute of Folklore ,

 alishamil@yahoo.com

Abstract

There are not only Arabs, Duruzs but also Turkmans as well among Joran people who live on the borderland between Syria and Israel. Some of Turkmans who were deported from the villages Eyn Ayshe, El Kadiriye, El Rizeniye, El Sindiyene, El-Jedide, Eyn El Kara, Eyn El Sumsum, El Elika, Eyn El Alak, El Ahmediye, Kefer Nefah, El Mugir, El Mugir, Hafar, El Hivan, Medinit El Bas where they had settled during Syria-Israel war in 1967 have been living in the slums and poor areas such as Seyyide Zeynep, Hajaresvet and Kadem in Sham, mainly Jolan (Joneytira which is under UN control) until civil war. There is not much detailed information about the condition of Jolan Turkmans whose number is nearly seventy thousand for the last three years. Before civil war the samples of folklore, dialects, and life stories of Jolan Turkmans had been collected. Though more than two million Turkmans have been arabized in Syria yet Jolan Turkmans who live isolated among Arabs succeeded to prevent themselves from being arabized despite being under systematic oppression thanks to their rich manis, proverbs, traditions. The materials collected from Jolan Turkmans will be touched upon in this article, their traditions will be analyzed, the reasons why we wrote a book about Jolan Turkmans. In order to contribute to the works on history, traditions, folklore of Turkmans we decided to conduct a presentation in the symposium.

 Key words: Jolan people, Turkmans, Syria, Israel occupation, folklore

 

Giriş

Birinci Dünya Savaşı sadece dünyanın politik haritasını değiştirmedi, halkların yaşamına da etkisini gösterdi. 19. yüzyıldan bu yana Doğu’da şovinizmi körükleğen sömürgeciler yüzyıllar boyu kardeşce, iç-içe yaşayan halklar arasında bir duşmanlık tohumu yeşertti. Böylece yokedilen Osmanlı devletinin harabeliklerinde yaratılan yeni devletlerde halklar eski dönemlerde olduğu gibi kardeşce yaşayamadılar. Aynı dilde konuşan, aynı dine inanan, aynı kültürün taçıyıcısı olan kişilerden oluşturulan devletleri de bir-birine duşman ettiler. Birinci Dünya Savaşından sonra yaratılan Suriye devletinde Nusrayriler, Şiiler, Aleviler, Sünniler, Dürziler ve Hristiyanlar (Hristiyanlar da Ortodokslara, Katoliklere, Protestantlara, Keldana(Süryanilere), Marinelere ayrılır) gibi çeşitli inanç sahibi kişiler yaşamakta. Maalesef yeni yaratılan devletlerde darbeler iç savaşlar ara vermez. Bütün bunlar orada yaşayan halkların hayatını etkiler. Yüzyıl önce dış güçlerin etkisi ile Osmanlı devletini çökertmeğe çalışanların torunları bu gün iç savaştan kurtulmak için Osmanlının harabeliklerinden yükselen Türkiye devletine sığınır.

Osmanlı devleti Suriye’de Arapların ve orada yaşayan farklı dilde konuşan, farklı inanç sahibi kişlerin dillerinde okullarının olmasını, eğitim almalarını, kültürlerini yaşatmalarını yasaklamadığı halde, yeni yaratılan Arap devletlerinde antlaşma şartları bozularak Türkmanlar’ın (Türklerin) ana dilinde eğitim almaları, kültürlerini yaşatmaları engellenir. Bu da Türkmanlar’ın eridilmesine- assimileye, Araplaşmasına yol açar.

Ümit Özdağ 2012 yılı Mart ayının 15’de Yeniçağ gazetesinde yayımlattığı “Suriye Türkleri” makalesinde yazar: “İnternetten Suriye’nin nüfus yapısı ile ilgili bir araştırma yaparsanız göreceğiniz şey, Suriye’de hiç Türkün yaşamadığıdır. Bu inanılır gibi bir şey değildir. Küçük on bin kişilik gruplardan bahsedilir ancak, 1.5 milyonu hâlâ Türkçe konuşan 2 milyonu ise Arapça konuşan ancak Türk olduğunu bilen 3.5 milyon Türk’ten bahsedilmez.

 Suriye’de bir iç savaş çıkar ise bu iç savaştan en fazla zarar görecek olanlar, Irak’ta olduğu gibi Türkler olacaktır. Bütün gruplar az veya çok silahlı ve savaşa hazırdırlar. Ancak Türkler, silahsız, örgütsüz ve dağınık durumdadırlar. (Özdağ Ümit, 2012, http://www. yenicaggazetesi.com.tr/suriye-turkleri-22058yy.htm). Turhan Çetin de Dr.Mukhtar Fatih, Ali Öztürkman’ın ve Oytun Orhan’ın “Suriye’de Değişimin Gündeme Taşıdığı Toplum: Suriye Türkmanları” makalesine dayanarak Suriye Türkmanları’nın sayını Ümit Özdağ’ın kaydettiği gibi gösterir. (Çetin Turhan, 2014:36).

Fahri Atasoy kendisi de Suriye Türkmanları’ndan olan ve hâlâ orada akrabaları bulunan MHP Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile “Suriye gerçeği ve Suriye Türkmanları’nın geleceği” reportajında yazar: “En son OSAM’ın araştırmasına göre elimizde veriler var. Buna göre: Halep’te 975 bin, Humus’ta 835 bin, Şam’da 460 bin, Lazkiye’de 385 bin,Hama’da 350 bin, Rakka’da 120 bin, Dera’da 75 bin, Tartus’ta 50 bin, İdlip’te 25 bin, diger bölgelerde 175 bin olmak üzre Suriye’nin her bölgesinde toplam 3,5-4 milyon Türkman yaşamaktadır” (Atasoy Fahri, 2014:52).

Deniz Türkmen oğlu ise yazar: “Suriye'de Bayat, Afşar, Karakeçili, İsabeğli, Musabeğli, Elbeyli, Akar, Hayran, Çandırlı, Sincar gibi Türk boyları yaşamaktadır. Bu Türk boyları ile Anadolu'daki uzantıları olan Türk boyları arasında inançlar, gelenekler ve folklorik pratikler bakımından çok önemli benzerlikler tespit edilmiştir.

 Suriye'de yaşayan Türkler'in nüfusu hakkında verilen rakamlardan 100.000 tahmini bu gün artık eskimiştir. Yakın zamanlarda verilen tahminler ise 500.000 - 1.000.000 daha azdır ,gerçek rakamlar 1.8 - 2 milyon arasında tahmin edilir, Onlarada Araplaşmış Türkleri eklenirse onların sayısına  ikiye katlaşır

 Suriye'de Toplam 523 Türk köyü vardır (büyük şehirler harlarından başka) . Suriye hükümeti, son yıllarda Türkçe yer adlarını Arapça'ya çevirmiştir. İsabeğli "İseviye", Kabamazı "Belutiye", Tırınca "Ümitüyur", Karınca "Behlüliye" olmuştur” (http://www.turkmens.com/Suria.html , http://www.gulceedebiyat.net/konu-suriye-turkmenleri-17932.html).

Suriye’deki Türkmanlar’ın sayı hakkındaki kaynaklardaki farklılıklar ülke istatistiğinden gelmekte. Suriye’de bilinçli şekilde nüfuz sayımı milletlere göre değil, dini inanca göre yapılmakta.

Suriye’deki son iç savaşlar Ümit Özdağ’ın söylediklerini doğurladı. İç savaştan en fazla zarar görecek olanlar Türkmanlar idise onların da en zor durumda olanı Golan (Colan) Türkmanları. Neden ki, Halep ve çevresinde, öylece de Bayır-Bucak bölgesinde yaşayan Türkmanlar sınıra yakın olduğundan bir kısmı Türkiye’ye sığınabilir. Golan (Colan) Türkmanları’nın ise gide bileceği yer yok.

 

1.     Türk, Türkmen, yoksa Türkman?

Gazetelerde, dergilerde, kitaplarda, sosyal medyada, radyo ve televizyonda Suriye’de, İrak’ta, İran’da, Türkmenistan’da yaşayan Türk dilinde konuşan halklar için bazen Türk, bazen Türkmen, bazen de Türkman terimi kullanılır. Konu ile ilgisi olmayan yabancı birisi bunları okuduğunda farklı halklardan sözedilmekte olduğunu zanneder. Doç.Dr. Afseleddin Asgerov’un yakın günlerde yayınlanmış “Ümumtürk folkloru tarihinde Oğuzname yaratıcılğı” kitabında Türk, Türkmen, Türkman terminlerine açıklık getirilmiştir. Afseleddin Asgerov yazar: “Türkman etnonimi tarih sahnasine ilk defa 8-ci yüzyilda çıkmış. O yüzyıllarda birden-bire Çin kaynakları “Türkman (Te-kü-monq) ülkesi”nden bahs etmiş. Türkmanlar Oğuzların İslamı kabul etmesinden en az 200 sene önce bir etnos olarak mevcuttu ve bu etnos türksoylu etnik gruplardan olan bir sıra oba ve oymakları içinde barındırmıştı. Ancak 10. yüzyıldan başlayarak Oğuzların İslamı kabul edib Türkmanlara katılması bu etnosun kaderini değiştirdi.

Etnosdan, etnosun ve etnik sistemin varlığından sözeden araştırıcı yazar: “Etnosun varlığı etnik sistemin varlığından, ömrü ise etnik sistemin yaşamasından asılı. Etnik şûurun ifadesi olarak etnik adın yaşaması etnik sistemin korunması hesabına etnosun kendi varlığını devam ettirmesinden kaynaklı. Buradan Oğuzların (ümumiyyatla, Türkların) İslam dinini kabul etmesi hâlâ onların etnik mânada “Türkman olmaları” demek olmadığı anlaşılmakta. Oğuz etnik sisteminin içinde İslamı kabul eden Oğuz, sadece, “Müslüman Oğuz” ve “Müselman Oğuz” ifadesini “Türkman” etnoniminin anlamı gibi deyil, yalnız bu mânada kullanmak mümkün. Oğuzların İslam dinini kabuletmeleri “Türkman olmaları” ile sonuçlanmaz. Onlar kendi etnik sistemlerini korumakla Türkman dünyasının içinde etnoloji bakımından subetnos olarak varlıklarını devam etmişler” (Asgerov Afzeleddin, 2014:24-42).

 

2.     Golan (Colan) Türkmanları’nın yakın tarihine kısa bakış

 

Kaynaklarda ismi Golan, Colan, bazen de Kolan gibi yazılan, daha fazla Golan  Tepeleri şeklinde kullanılan bölge günümüzdeki Suriye, İsrail ve Lübnan arasında 2 bin km kare. Burada yaşayan Türkmanlar’ın eski çağ tarihi Doğu’daki Türklerin tarihi ile aynıdır. Şam’dan Ak deniz kıyısndakı Haifa kentine giden kervan yolu Golan Tepelerindeki Küneytra aşırımından geçer. Golan Tepeleri'nden Güney Suriye ve başkent Şam rahatlıkla görülebilir. (http://www.zaman.com.tr/dunya_golan-tepeleri-nicin-onemli_431441.html).

Stratejik bir yer olduğundan her zaman Osmanlı devletinin dikkatinde olmuştur. İkinci Dünya Savaşından sonra dünyanın güçlü devletleri Orta Doğu’yu etkisi altında tutmak için bölgede İsrail devletini yaratırlar. İsrail devleti yarandığı ilk günden büyük stratejık önemi olan Golan (Colan) Tepelerini ele geçirmek için türlü pilanlar hazırlar.

1967 yılı Temmuz’un 5’de başlayan ve 6 gün devam eden savaşta İsrail asgerleri Golan (Colan) Tepeleri'nden 1158 km karelik alanı işgaleder. O günlerde bir Golanlı (Colan) genç öldürülür, binlerce Türkman ise bölgeden kovulur. Ata-baba yurtlarından kovulanlar, evlerini terketmek zorunda kalanlar İsrail asgerlerine karşı sert tepki gösteremezler. Bölge ile ilgili değerli araştırmalar yapmış Hişam Şabani sömürgecilere karşı savaşta şehit olan Golanlılardan (Colan) 1920 yılında 4; 1948 yılında 3; 1949 yılında 1; 1967 yılında 18; 1968 yılında 2; 1972 yılında 1; 1973 yılında 5; 1974 yılında 1; 1978 yılında 2; 1979 yılında 1; 1982 yılında 1 kişinin ismini, soy ismini ve doğduğu köyün ismini verir (Fadi İsa, Şabanî Hişam, 2007:8).

Ortadoğu'nun en önemli su kaynakları burada bulunur. İsrail su ihtiyacının yüzde 30'unu bu bölgeden sağlar. İsrail savaş günlerinde Golanlıların (Colan) mal-mulkünü ellerinden alarak, kendilerini ölümle tehtit ettiklerinden köylerini boşaltarak Suriye'ye kaçmak zorunda kalırlar. İsrail hükumeti ise onların bir çok köylerini dağıtarak izlerini bu topraktan silmeğe çalışır. Sonra Golan (Colan) Tepeleri'nde 33 Yahudi yerleşim merkezi kurar ki, burada da 15 bin Yahudi ve 18 bin Durzi Arap yaşar (http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber& ArticleID=41890).

Savaşta Golan (Colan) Türkmanları Golan’ın (Colan) en verimli arazileri üzerinde bulunan ve Sindyane, Kadirriyye, Dabya, Razzaniye, Ayn El-Sümsüm, Ulleyktü, Ayn El Alak, Ahmadiye, Kefer Neffah, Muğeyyir, Hafar ve Hüseyniyetü isimli toplam 12 Türkman köyünden kaçarak Şam’ın fakir mahallelerinde yerleşirler. Onlar 17 Nisan’daki Yenigün Bayramı’nda yılda bir kez BMD askerlerinin nezareti altında ata-babalarının mezarlarını ziyaret ederler (http://www.diplomatikgozlem.com/TR/belge/1-7336/suriyede-golan-turkmenleri-varlik-mucadelesinde.html).

Çetin Turhan “Suriye Türkmanları” makalesinde Golan’ın (Colan) “1918 yılına kadar Osmanlı hükmü altında kaldığını yazar. Osmanlı hükumetinden sonra bölgede Fransız mandası iş başına gelir ve Türkmanları assimile politikasını sürdürürler. Türkmanlar bu duruma tepki gösterir ve karşıkoyma hareketi başlatırlar. Nitekim Türkiye ile Fransa arasında imzalanan 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Antalaşmasının 7. Maddesi “Suriye’deki Türkmanların resmi dillerinin Türkçe olması ve tüm kültürel sosyal haklarının korunmasını” içermektedir (Çetin Turhan, 2014:35). Maalesef ne Fransa mandası, ne de ondan sonra hükumete getirilenler Antlaşma şartlarının Türkmanlara ait olan Maddesine uymazlar.

Golan (Colan) Türkmanları’nın sayısı hakkında kaynakların verdiği bilgiler çelişkilidir. Onların sayısının 40 binden 100 bine kadar olduğu gösterilir. Son kaynak olarak Çetin Turhan’ın Türk yurdu dergisinin 2014 yılı Ocak, 317. sayında yayınlattığı “Suriye Türkmanları” makalesini göstere biliriz. Çetin Turhan yazar: “ 1999 tarihinde yapılan nüfuz sayımına göre bölgenin nüfuzu 400 bin kişidir. Bu tarihte Türkmenler’in sayı 100 bin civarında. Yani Türkmanlar Golan (Colan) nüfuzunun %25’ini oluşturmakta. Golan (Colan)’dan toplam 20 Türkman köyü bulunmakta. 1967 yılı Altı Gün Savaşı sonrasında İsrail’in işgalettiği bölgedeki tüm topluluklar göçe zorlanır” (Çetin Turhan, 2014:35).

 

3. Milli varlığının korunmasında halk edebiyatının önemi

 

Bin yıllar boyunca halkların hafızasında yaşatarak günümüze kadar getirmeği başardığı, kültürün bir kişinin, bir etnosun olmaktan çıkarak uluslararası bir toplumun kültürü olduğu bir zaman diliminde yaşıyoruz. Bu yüzden de her birimiz kendi kültürümüzü korumanın yanı sıra, yazarak ve resmini veya vidyosunu çekmekle onu uluslararası topluma da mal etmiş oluruz. Bunun yanı sıra, dünyanın her bölgesinde, ister Afrıka’da olsun, ister Güney Amerika’da, ister Çin’de, farketmez, nerede olursa olsun, o kültürü korumak zorundayız. Bu her birimizin insanlık borcu.

Türk insanı da tarihen hafızasını daha güvenli saymış. Bir roman kadar olan halk hikayelerimizi de, bir misralık şiir ve ya inancı da hafızalarında tuta bilmişler. Bunun için de hafızasındaki halk bilim yazıya, banta alınmadan bir kişinin ölmesi bir kütüphanenin yok olması demektir. Savaşlar, göçler onlarla kütüphanenin mahvedilmesi demek. 1967 yılında Altı Gün Savaşı sonrasında İsrail işgalinden kaçarak Şam’da ve başka bölgelerde yerleşen Golanlılardan (Colan) zamanında bilimsel şekilde folklor örnekleri toplanmadı. Bu da kültürümüzün bir kısmının yok olmasına getirip çıkardı. Bu yüzden de tüm imkanlardan yararlanarak folklor örneklerini toplamak, yayınlamak, banta almak, onu uluslararası kültürün bir parçasına çevirmek gerekir.

Zor durumlara rağmen Fadi İsa ve Şabanî Hişam alan çalışmaları zamanı topladıkları Ata sözlerinden ve deyimlerden bir kısmını veriyoruz:

 

Adamı ğılınç öldirmez, bir güççik söz öldirir.

Ağzı yédir, gözi utandır.

Alışmak ğudırmaktan béterdir.

Allah köpegin duasını kabul étseydi gögden sümük yağdırırdı.

Allah sağ gözi sol göze gerek étmesin.

Allahın emri olmasa yaprak ağaçtan düşmez.

Alma biş, ağzıma düş

Altın toprağa düşti, ğıymeti azalmadı.

Arpa eken buğda biçmez.

Asîlı dat, hasîrda yat.

At almadan axır yaptı.

At işler, eşşek yatar.

Ayakyalın gezerse tiken batar.

Bir enin sesi çıkmaz.

Dağ dağa ğavışmaz, ınsan ınsana ğavışır.

Datlı söz yılanı deliginnen çıkarır.

Gül tikensiz olmaz.

Ğızına vurmayan, dizine vurur.

Ğonşı aşınnan dok olınmaz.

İki ğarpız bir ende tutulmaz.

Kimse öz ayranına turşı démez.

Köre ışık ne yarar.

Laf ğarın doydırmaz.

Sağ baş, yastık istemez.

Sakla samanı, gelir zamanı.

Sen ağa ben ağa, sığırları kim sağa.

Yan yattı, çamıra battı.

Yaş yétmiş, işi bitmiş.

Zaman sene uymazsa sen zamana uy (Fadi İsa, Şabanî Hişam, 2007:53-55).

Golan (Colan) Türkmanları’nın ata sözleri ve deyimleri Azerbaycan, Türkiye, Türkmenistan Türkçelerinden pek farklı deyildir.

Golan (Colan) Türkmanları’nın mâni ve türkülerinden aşağıda örnek veriyoruz. Bunlar da Türk halklarının dörtlükleri ile ister konusu, isterse de türü itibarile aynıdır.

 

Tabbılım çala-çala,

Çıktım bir hüce dala.

Ya yıkıllım, ya öllim,

Ya bu sevdigmi allım.

 

Aya baktım, Ay bayaz,

Ğıza baktım, ğız bayaz.

Cébe baktım, para az,

Dédim bu ğız yaramaz.

 

Ağaçlar kölgelendi,

Güzeller sürmelendi,

Her güzelden bir öpiş,

Yüregim tézzelendi.

 

Daş altında pastırma,

Ğız saçını kestirme,

Kestirirsen az kestir,

El oğlana gösterme.

 

Harmana géttim atlı,

Alma yédim ne datlı.

Vérin yémin içerim,

Halal haramdan datlı.

 

Gédin bulutlar gédin,

Sevdigme selem édin.

Sevdigmin yukı datlı,

Yuksını halal édin.

 

Dambaşında durmoğlén,

Bıyığnı da burmoğlén.

Beni sene vérmezler,

Hiç ğarşımda durmoğlén.

 

Dambaşında durırım,

Bıyığmı da burırım.

Baban seni vérmezse,

Ben öğzeni bulırım.

 

Ğarşı ğarşı hanımız,

Ğarıştı harmanımız.

Sen ordan, ben de burdan,

Ğahrolsın düşmanımız.

 

Bir daş attım ğuvağa,

Az ğaldı ğırınmağa.

Altın yüzzik taktırdım,

Bir ğınalı barmağa.

 

Almanın irisine,

Daş attım birisine.

Beni çoban étsinler,

Ğızların sürisine.

 

Dam üstinde batarak,

Gelin ğızlar otırak.

Otırmaktan fayda yok,

Evlenek de ğurtarak.

 

Ğarşıda Türk evleri,

Yayılyar develeri.

Saçraşır suya gelir,

Bu Türk’in güzelleri.

 

Bağa girdim üzüme,

Tiken battı dizime.

Otırdım çıkarmağa,

Yar görindi gözime.

 

Emmim oğlı, Musacık.

Eni ğolı ğıssacık,

Hindi gelir görirsin,

Gülmeden de ölirsin (Fadi İsa, Şabanî Hişam, 2007:55-59).

 

Ne yazık ki, elimizde Golan (Colan) Türkmanları’ndan toplanmış bilmeceler, masallar, tekerlemeler, destanlar ve başka türler yok. Bulabildiğimiz melzemeler ise okulları, gazeteleri, dergileri olmasa da, daima assimile altında olsalar da folklorları – halk edebiyatları sayesinde dillerini ve milli varlıklarını koruya bilmişler. Araplar’ın çemberinde yaşamalarına, hükumetin baskılarına rağmen Golan (Colan) Türkmanları eski Türk sözlerini Türkiye’deki, Azerbaycan’dakı, İran’daki, Türkmanistan’daki soydaşlarından daha iyi ve sağlam koruya bilmişler.

Şöyle ki, günümüzde bizim kullandığımız melek, peygamber (resul), belğem, meteor, çekme (kundura), saya ve b. sözlerini Golan (Colan) Türkmanları gögçek, ulak, ahrık, akanyıldız, edik, aya şeklinde kullanırlar. Bu da Suriye’deki Golan (Colan), Halep, Bayır-Bucak ve b. bölgelerin Türkmanları’nın kullandığı sözleri yazarlarımızın, sunucularımızın, gazetecilerimizin standart dilimize getire bileceklerini göstermekte.

 

Sonuç

 

2011 yılının Ocak ayı tarihinden Suriye’de başlayan isyanlar küçük gösteriler halinde başlarken 18 Mart tarihinde Dera’a kentinde büyüyerek kısa sürede ülke çapına yayılır. Hükumet gösterilere geniş çaplı tutuklamalar, işgenceler, polis şiddeti ve sansürle cevap verir, fakat gösteriler büyümeğe devam eder. İki kişinin ölümüyle sonuçlanan olay, yaklaşık bir ay sonra Suriye’nin iç meselesi olmakdan çıkarak bölgesel ve uluslararası bir duruma dönüştürülür.

23 milyon nüfuzu olan Suriye’nin nüfuzunun 9 milyonunun göçettiği yazılmakta. Göçedenlerin büyük bir kısmı da Türkiye Cümhuriyetine sığınmış. Bu durum Azerbaycan’a da tanıdık. Rusya ve yabancı ülkelerin yardımı ile Ermeni orduları Karabğ’ı işgaletmiş, 800 binden fazla kişi göçetmek zorunda kalmıştır. Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Folklor Enstitüsü göçedenlerin yaşadığı bölgelerde alan çalışmaları yaparak folklor melzemeleri toplamışlar. Toplanan folkor örneklerinde 7 kitap basılmış. Bu alan çalışmaları hala devam etmekte.

Düşünüyoruz ki, Türkiye’ye göçeden Türkmanlardan da folklor örnekleri toplanarak yayınlanmalı.

 

Kaynak

1. Atasoy Fahri. (2014). Suriye gerçeği ve Suriye Türkmanlarınin geleceği, Türk Yurdu dergisi, sayı 317, Ocak.

10.Golan'ın Türkmen Yörükleri dönüşü bekliyor,

 http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber&%20ArticleID=41890

11. Golan Tepeleri niçin önemli? http://www.zaman.com.tr/dunya_golan-tepeleri-nicin-onemli_431441.html

2. Asgerov Afzeleddin. (2014). Ümumtürk folkloru tarihinde Oğuzname yaradıcılığı, Elm ve tehsil neşriyatı, Bakı.

3. Çetin Turhan. (2014). Cenevre Kavşağına doğru Suriye... Türk Yurdu dergisi, Ocak. Sayı: 317.

4.Deniz Turkmen oglu. Suriye Türkmanları,

 http://www.gulceedebiyat.net/konu-suriye-turkmenleri-17932.html

5. Fadi İsa, Şabanî Hişam. Suriye Türkmanlarınin Güney bölümü Golan Türkmanları (Tarihsel, coğrafî, etnik ve dilsel Golan Türkmanlarıne dair). (Ali Şamilin özel arşivi)

6.Özdağ Ümid, (2012). Suriye Türkleri,

 http://www.yenicaggazetesi.com.tr/suriye-turkleri-22058yy.htm

7. Şamil ali (2002). Golan (Colan) Türkleri - Karabağlıların tale gardaşları. “Ayna” gezeti, 28 iyun, sayı 25 (667), s. 9.

8. Şamil Ali (2002). Golan (Colan) Türklerinin Folkloru. Filoloji araşdırmalar XVI kitab, Bakı.

9.Suriye’de Golan Türkmenleri varlık mücadelesinde,

 http://www.diplomatikgozlem.com/TR,3685/suriyede-golan-turkmenleri-varlik-mucadelesinde.html

 

 

Çap olundu: Golan (Colan) Türkmanlarinin Millî Varliğinin Korunmasinda Halk Edebiyatinin Rolü, Tarihte ve Günümüzde Ortadoğu'da Türkmenler (Irak-İran-Suriye) 8 - 10 Mayıs 2014 Uluslararası Sempozyum INTERNATIONAL SYMPOSIUM TURKMENS IN THE MIDD LE EAST IN PAST AND PRESENT (IRAQ-IRAN-SİRYA) 08-10 Mayıs 2014 -BİLECİK), (Yayına Hazırlık: Mustafa Serin)Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Yayınları, 2016.

 

 

 

 

 

Reklam
 
Sayğac
 
Flag Counter
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=