Azerbaycanda Köroğlu destanının derlenmesi, yayımlanması ve araştırılması tarihinden

AZERBAYCANDA KÖROĞLU DESTANININ DERLENMESİ, YAYIMLANMASI VE ARAŞTIRILMASI TARİHİNDEN

Ali Şamil Hüseyin oğlu

AMEA Folklor Enstitutusu Uluslararası İlişgiler Bölümü başkanı

alishamil@yahoo.com

Özet: Büyük Çin surlarından Adriatik denizine kadar  olan alanda Türkler ve Türklerle komşu olan halklar arasında Köroğlu konusu yaygındı. Son 200 yılda araştırıcılar konuyla ilgili onlarla kitap, yüzlerle makale yayınlatmış, bildiri sunmuşlar. Fakat hala araştırmalar devam etmekte.

Köroğlu konusunda onlarla destan, masal, şarkı, mit, atasözü vb. mevcuttur. Böyle geniş alanı kapsayan destanın dünya çapında tanıtılmas Türklerin adıyla deyıl, aslen Leh (Polonyalı) Aleksandr Hodzkonun adı ile bağlıdır. Ondan sonra Avrupa, Rusya, Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri ve topluluklarının araştırıcıları kitaplar, makaleler yayınlatmışlar. Ne yazık ki, devlet arasındaki siyasi durum ve demir perdeler Köroğlu destanının gerektiği kibi araştırılmasını engellemiş,70 yıla yakın çalışmalar bölgesel düzeyde kalmıçtır. Azerbaycan, Türkmenistan ve Türkiye’de yayımlanmış kitap ve makalelerde araştırmacılar Köroğlu’nun kendi bölgelerinde yaşadığını ispatlamaya üstünlük vermişler. Bunun sebeplerinden biri de, destanın gerektiği gibi derlenip yayımlanmamasıdır.

Biz makalede alan çalışmaları zamanı Azerbaycandan bulunan Köroğlu destanı   ve onun yayınlanması, hakkında yapılan araştırmalara açıklık getireceğiz.

Anahtar kelimeler: Köroğlu destanı, Azerbaycan, Aleksandr Hodzko, Veli Huluflu, Hümmet Alizade, Mehemmedhüseyn Tehmasib, Ali Kamali, İsrafil Abbaslı

 

Giriş

Sovyetler Birliği çöktükten sonra yıllarca esir hayatı sürmüş milletler kendi haklarına ve kültürlerine sahip çıkmaya başladılar. Azerbaycanda da çok araştırılmış bir konuya-Köroğlu destanlarına yeniden dikkat arttı. Eski alfabe ile basılmış kitaplar yeniden  yayımlandı, arşivlerdeki elyazmalar incelenerek basıldı. Konuya bölgesel yanaşmadan kaçılarak geneltürk prizmasından yaklaşıldı. Destanın özülünde ümumtütk kültürünün izleri olsa da formalaşması Oğuzların adı ile bağlıdır. Batıya doğru akın eden Türkler yerleşdıkleri topraklarda bir kaç devlet kurdular ve kültürlerini gelişdirdiler. Türklerin kurdukları devletler arasında savaşlar ara vermiyordu.

Oğuzların Bayındır boyunun siyasi faaliyeti gittikçe zayıflıyordu. Güçlü devletleri çökmüş olsa da, Türkmen boylarının bir çoğu bunu kabul etmese de, günden güne gelişen Osmanlı devletine karşı mukavemet ediyorlardı. Bu direnişte köçebe kültürünü yaşatan Türk illerine genelde Safevi devleti destek olmaktaydı. Türk illerininbaşkaldırıları Osmanlı devleti tarafından ezildikte isyankâr Teke Türkmenler Safevilere sığınmak istediler. Onların bu tavrı pek hoş karşılanmıyordu. Safevi sarayı komşuluk ilişkilerini korumak için onları sertçe cezalandırır. Bu ayaklanmalar, cezalandırmalar, sürgünler, yalnızca tarihî kaynaklarda değil, halk edebiyatına da yansır. Maniler, türküler, şiirler âşıklar tarafından Köroğlu motifi etrafında döner. Köroğlu destanının elimizde olan nüshalarına bakmak, zannımızca, yeterlidir.

 Köroğlu destanı araştırılırken farklı yönlerden ögrenilmeğe çalışılmışdı. Kimi Köroğlunu Yunan mitolojisindeki Heraklos’la (Ağası oğlu Firudin, 2011:), kimi Homerin Tarih eserindeki Korogullar’ı ile ( Həsənov Zaur, 2005)., kimi miladi yeddinci yüzyılda Çin hükmdarlarına karşı ayaklanmış kudretli komutan An Lu Şan’la (Nağıyev Celil, 1999), kimi orta yüzilliklerdeki Celalelerin ayaklanmaları ile (Tehmasib Mehemmedhüseyn, 1972) ve b. bağlamağa çalışmıştır. Kaynakları hepisinden söz edersek, büyük kitap olur. Onun için biz sadece bize ait olan kısmıyla ilgilenceğiz.

1.Türk destan geleneği ve Köroğlu destanı

Ağız edebiyatı (folklor) uzmanları Türklerin destan geleneği konusunda birçok araştırmalar yapmışlar. Ozanlar, yanşaklar, âşıklar, bahşlar, destan geleneğinin günümüze kadar gelmesinde büyük çabalar harcamışlar. Yüzyıllarca Çin sınırlarından Adriakik denizi kiyisinadek Türk destanları söylenmiş ve yenilenmiştir. Yalnızca orta çağlarda değil, hatta 19 ve 20. yüzyıllarda oluşturulmuş destanlarımızda bile eski çağların motiflerine ve deyimlerine rastlanıyor. Bu da bazen araştırmacıların yanlış fikirler ortaya atmalarına sebep olmaktadır. Çağımızda oluşturulan destanların motiflerine dayanarak onların eski devirlerde meydana getirildiğini ileri sürmekteler. Köroğlu destanıyla ilgili yapılan araştırmalardan bu konuyla ilgili birçok örnek sunulabilir. Böyle hatalara düşmemek için folklor malzemelerinin fişlenmesine özel önem verilmelidir. Fişlenmemiş folklor malzemelerinin araştırılmasında öncelikle onların dil ve üslubu, hangi bölgeden derlendiğinin belirtilmesi son derece önemlidir.

Bu konulara dikkat edilmediğinden ve yazıya alınan nüshaların zamanında yayınlanmamasından dolayı Köroğlu destanı ile ilgili olarak yayımlanmış makale ve kitaplarda hatalar yapmaktadır.

Köroğlu destanı, tarihin belirli bir kesiminde oluşmuş ve günümze gelmiş hali bir hayli deyişmiştir. Eski zaman motiflerinden yararlanmış ozan-yanşak-âşıklar zamanla destanı yenilemiş, yaşadıkları bölgeye ve tarihi şartlara uygun hâle getirmiştir. Azerbaycan’ın Kelbecer bölgesinde 20.  yüzyılda yaşamış Ali Kurbanov’un (destancı) Köroğlu ile ilgili yazdığı yeni meclisler-kolları böyle araştırmacılar kitaplara alan çalışmalarından bulunmuş Köroğlu destanı gübi kitaplarda yayınlatmışlar.(Köroğlu, 1975)

2.Destandan yazıya alınan ilk parçalar

Azerbaycan arşivlerinde "Köroğlu"  konusu ile ilgili şarki ve türkülere 17-18. yüzyılların elyazmalarında rastlanır. İlyas Muşeğin "Neğ­meler kitabı"nda (Tebriz, 25 yanvar 1721), Endelib Garacadağinin "Şiirler mecmuesi"nde (1804) Köroğlunun adıyla ilgili şiirler olsa da, destanın araştırılması ve yayınlanması 19. Yüzyıldan başlar. Böyle ki,  Tbiliside basılan “Tiflisski vedomosti” gazetesinin 1830.yıl 68 sayındakı makaleni araştırıcılar Köroğlu konusunda ilk yayın sayırlar. (Abbaslı İsrafil, 2002)

Rusyalı araştırıcı İ.Şopen Araz nehrinin sağ kıyısındaki bir köyde olduğu zaman aşığın çungur çalarag Köroğlu destanını anlattığını görür ve ermeni çevirmenin yardımıyla duyduklarını rusçaya çerirerek 1840 yılında yayınlatır ve yazar: “Asya’da ve genelde Doğu ülkelerinde Köroğlu’nun şöhretinin ulaşmadığı bir köşe bulamazsınız. Hatta onun adını Baserabya ve Moldova’da da duyabilirsiniz. Acaba Köroğlu’nun savaşçı yeteneğinin dışında ve tarihin belirli bir döneminde oynadığı rolün ispatlanmasından başka onu bu kadar sevdiren ne olabilir? Belirtmeliyim ki, Köroğlu’nun Asya’daki ünü, Homeros’un Yunanistan’daki şöhreti kadar azametlidir” (Sadıkov M, 1986:12 Aralık).

Avrasya bölgesinde Köroğlu kadar yaygın ikinci bir destan bulamazsınız. Köken olarak Azerbaycan Türkü olan Rus oryantalisti Mirza Kâzım Bey bunu şöyle izah etmektedir: “Halklar Köroğlu’nun zulme karşı adilane yürüttüğü mücadelede kendi arzu ve isteklerini bulduğundan onu kendi etnik özellikleriyle yoğurmaya çalışmışlardır (Hakkı Behruz, 2003:28).

3.Köroğlu destanının tanıtılmasında Aleksandr Hodzko’nun rölü

Bu kadar yaygın ve sevilen destanın dünyada çapında tanıtılması ve Avrupa metotlarıyla araştırılması, incelenmesi Polonyalı şair, tercüman ve araştırmacı Aleksandr Hodzko’nun adı ile bağlıdır. Rusya Misyonerler Cemiyeti tarafından tercüman olarak İran’a yollanan Aleksandr Hodzko, İran’ın Reşt ve Gilan şehirlerinde Rusya konsolosu olarak çalışırken Aşık Sadık’tan Köroğlu destanını derlenmiştir. Destanın düzyazı kısmını Farsça’ya tercüme etmiş olsa da, şiirlerini aynen olduğu gibi, yani Türkçe kaydetmiştir (Köroğlu, 1997:4).

Bu olay, AleksandrHodzko’nunfolklorderlenmesindeki ilk işideğildi.Araştırmacı 1830 yılındaHeşterhanNogaylarındanolanAlibeyŞarapov’danEdigeydestanınıderlemiş, yineonunyardımıyladestanınnesirkısmınıFarsça’yatercümeetmiştir (Poslovii, 1990:39).

Aleksandr Hodzko, Londra’yagittiğizaman her ikiTürkdestanını 1842 yılında İngilizceye tercüme ettirerek yayımlatmıştır. Bu olay da destanın Avrupa genelinde tanınarak araştırılmasının temeli atmıştır.

KöroğludestanıkısabirzamandaFransızca, AlmancaveRusçayatercümeedilmiştir.Aleksandr Hodzko folklor metninin kendi kimliği ile tanınması konusuna özel önem vererek destanın Hacı Mirza İskender’in isteği ile Aşık Sadık’ın sazda çalarak söylediğini, Mirza Abdülvahap tarafından kaleme alındığını, Mirza İskender’in hizmetçileri olan Mirza Mehdi Gilani, Hazretkulu Bey ve Yakup Beylerin de bu işe şahitlik ettiklerini belirtir. Metnin yazıya alınmasını, hicri tarihiyle 1250 yılının Rebiülevvel ayının 15’i  Çarşamba günü olarak belirtir. Bu da miladî tarihle 1832 yılına denk gelmektedir (Köroğlu, 1997:6).

Araştırıcı Elçin Abbaslı 2000 yılda yayınlatdığı “Mirze İsgender, yoksa Hodsko” (Abbaslı Elçin, 2000:36-38) makalesinde ve Köroğlu: poetik sistemı ve sturukturu” kitabında (Abbaslı Elçin, 2008:36)   Hacı Mirza İskender, Aleksandr Hodzko’nun Doğulu tarzda yazılışı olduğunu ispatlamiştır. Gerçekten de Doğu’da Aleksandr adı hep İskender olarak yazılıp söylenmektedir.

Hungar German Vamber Aleksandr Hodzkonun yayınlatdığı Köroğlu destanını okudukda onu “gerçek sanat eseri”, “Turanın kahramanlık sembolü”, “milli karakterin sembolü” olarak niteler ve Firdovsi’nin “Şahname”si ile aynı seviyyeye koyar.(Abbaslı Elçin, 2008:36)

Avrupa ve Amerika’da defalarca yayımlanan bu metin Azerbaycan’da 1997 yılında yayımlanmıştır. Araştırmacılar Avrupa’da ün kazanmış Köroğlu destanını Azerbaycan’da yayına hazırlarken ona Paris nüshası adını verdiler. Elbette bu tesadüfen verilmiş bir ad değildi. Daha önce araştırmacılar destanın İngilizce, Fransızca ve Rusça yayımlanmış kitaplarından faydalanıp Paris’teki orijinal nüshasını pek önemsemezlerdi.

UNESKO’da çalışan soydaşımız Ramiz Abutalibov’un teşebbüsü ve Paris Milli Kütüphanesi’nde çalışan Jak Karoyan’ın yardımıyla Köroğlu destanının elyazması Azerbaycan’a getirildi. Farsça olan düzyazılar Azerbaycan Türkçesi’ne tercüme edildi ve şiirler de eski yazıdan Kiril alfabesine aktarılarak Bakû’de yayımlandı (Köroğlu, 1997:3). Böylelikle destanın henüz yayımlanmamış elyazması Paris’ten getirtildiğinden dolayı Paris nüshası olarak isimlendirildi.

Aleksandr Hodzkonun ingilizce yayınlatdığı destana ilk ilgi çeken O.İ.Senkovski olur. O, destanın sonluğundan bir parçayı düzyazı ile çevirerek 1842 yılında Sankt Peterburg’da yayınlattığı “İran halk poeziyası” makalesine ilave eder. 1850 yılında ise O.İ.Senkovski’nin çevrisini N.Berg şiirle Mosov’daki “Moskovıtyanin” toplusunun yeni yıl yayınında “İranlı eşkiya Köroğlu’nun türküleri” adıyla bastırır. Tiflis’te rusça yayımlanan “Kafkas” gezetesinin başyazarı İ.A.Slivitski  ise N.Berg’in çevirmesini keskin tenkit ederek bu çevirmenin “Köroğlu” destanına alakası olmadığını söyler.(Abbaslı Elçin, 2008:20) 

Aleksandr Hodzko’nun yayımlattığı “Köroğlu” destanını O.Volf almancaya çevirerek 1843 yılında, Jorj Sand fransızcaya çevrerek  1853 yılda yayımlattıktan sonra rus oryantalisti S.S.Pennin  işe girişir. İngilizceden çevirdiği parçaları 1856 yılından “Kafkaz” gezetesinde sonra da “Doğu eşkiyası Köroğlu” adı ile kitap halinde yayınlatır.  S.S.Pennin   yayınlattığı “Köroğlu” destanı Rusya aydınlarının ilgisini çeker. Farklı meslek sahiplerı farklı gazetelerde, dergilerde, toplularda “Köroğlu” destanı ile ilgili makaleler yayınlatırlar. Şu makaleler arasında akademik N.Y. Marrın Gürcüstandan derledigi “Kaloğlanın Gıratı gaçırması” meclisini derlenmesi, onu Aleksandr Hodzko’nun yayınlattığı “Köroğlu” kitabındaki 6 meclisle kiyaslayan makale yazarak 1911yılında yayımlaması daha dikkatçekicidir. (Abbaslı Elçın, 2008:23).

Köroğlu destanı yüzyıllar boyu yalnızca Türkler arasında değil, Türklerle ilişkisi olan bütün halklar arasında sevilmiş düğün ve bayramlarda, toplantılarda ozanlar tarafından çalınıp okunmuştur. Avrupa ve Rus Doğu bilimcilerinin dikkatini çeken, Türk destanı adlandırdıkları esere Kafkasiyada yaşayan Gürcüler ve Ermeniler Türklerden önce merak göstermışler. S.Dieli destanın S.S.Pennin neşrindeki üç meclisi gürcü diline çevirerek 1887 yılında Tiflis’teki Yefim Haladze matbaasında bastırmıştır (Hacılar Valeh, 2005:257). Milliyyetçe Gürcü olan Kristafor Celalov "Köroğlu" başlığı ile yayınlattığı  bir düzyazısında: "Halk arasında Köroğlu’nun hayatına dair çok sayıda güzel, sevecen efsane ve hikayetler dolaşır. Onun cesurluğu seyyar Gürci aşıklarının en sevimli türküsü ve riva­yetlerinin etkisini arttırır... Asya’da aşıklar tarihçilerin yerini tut­makla her kesin saygısını ve sempatisini kazanmıştır. Bele şair­lerin sırasında birinci yeri günümüzde her kes tarafından okunan, heraretli hissler ve yüksek idaallele dolu koşmaları olan Köroğlu tutur“(Abbaslı İsrafil, 2002).

Gürcü şairi David Givişvili destanın şiir şeklini koruyarak "Köroğlu"  Türk dilinde  şiirle yazmış ve onu 1887, 1891, 1911, 1912 yıllarda dörd kitap halinde bastırmıştır. Kitabların ön sayfalarında "Tatarcadan  çevrilerek şiir haline getirilmiştir" – bilgisini yazmıştır. David Gi­vişvili destanı şiirle yazarken  Aşık Zülali, Aşık Camali ve Y.Stepanovun derledigi destanlardan yararlandığını da yazar. "Köroğlu" destanının iki rivayetini de Zahari Çizinidze (Z. Mtasmindeli) derlegerek yayımlatmıştır.(Abbaslı İsrafil, 2002)

"Sbornik materialov dlya opisaniya mestnostey i ple­men Kavkaza" (SMOMPK) toplusunun 1898 yılında  24. sayının 82. sayfasında da Gori öğretmenler lisesinin öğrencisi G.Şa­milovun Gürcü dilinde  yazıya aldığı bir hekayetde de Köroğludan söz ediliyir.(Abbaslı İsrafil, 2002)

Ermeni aşıklarının Türkçe okuduğu Köroğlu destanını 1872 yılında Ermeni alfabesile  İstanbuldakı Hovser Kavafyan’ın matbaasında “Hekayeti Köroğlu” adi ile yayımlanmıştır. Mkrtıc Taliantsi  ise Aşık Camaldan derledigi Giziroğlu ve Bolu beyle geçmiş olayları 1897 yılında Tiflis’teki M.Vartanyants’ın matbaasında “Köroğlu’nun nağılı” (masalı) adı ile yayınlatmıştır. Mkrtıc Taliantsi bu kitabı birinci kitab adlandırmış ve karşıdakı yıllarda bu konuda dört kitap daha yayınlatacağı sözünü vermiştir (Abbaslı İsrafil, 1987).

Milliyetce Ermeni olan, Neğmekar Hayat lakaplı aşık-şair "Giziroğlu Mustafa beyle geçmiş olaylar" ve "Köroğlu ile Bolu bey" meclislerini Türkçeden  Ermeniceye çevirerek 1900 yılında  "Köroğlu nağılları" (masalları) adıyla Aleksandropol’daki G.S.Sanoyants’ın matbaasında yayınlatır".Ermeni Aşık Camal da “Kördoğlu ile geçmiş olaylar" meclisini Türkceden çevirerek 1912 yılında Tiflis’teki N.Ağanean’ın elekt. matbaasında “Kördoğlunun nağılı” adıyla  yayınlatır.(Abbaslı İsrafil, 1987).

“Köroğlu” destanına Türkiye’de çok geç ilgi uyanır.1889 yılında Gorideki öğretmenler lisesinde öğrenci olan Mirza Velizade, şimdi Gürcistan’a bağlı Kosalar köyünde Köroğlu destanının parçalarını bir ozandanderlegerek SMOMPK adlı eser içinde yayımlatır. O, Köroğlu destanının türkülerini Türkçe vermiş ve onları rusçaya çevirir. Makalenin önünde ise yazar: "Zakafkaziya Tatarları (Tükreli) bilavasite yara­dıcısı saydıkları Köroğlu’nun türkülerini büyük hevesle okurlar. Aşıklar  türküleri balalaykanın ( Ruslar’da saza benzer simli musiki aleti – A.Ş.) eşliğinde Köroğlu’nun türküleri hangi durumda yarandığını geniş tarhif edipler. Ancak bütün bunlara rağmen Köroğlu’ya ait edilen bir çok türkülerin yaranma sebebi açılmamıştır; şüphe yok ki bu türküler halka aittir - çünkü her şeyden önce, onlarda tamamen halkın rengareng düşünce tarzı açıkca kendi ifadesini bulmuştur". (Velizade Mirze, 1890:122).

1911 yılında Bakü’de Orucov kardeşlerin matbaasında yayımlanan Köroğlu ise İstanbul’da basılmış kitabın ufak tashihlerle yapılmış tekrar baskısıdır (Köroğlu, 1999:V). Geçen yüzyılın başlarında Bakü’de basılmış "Köroğlu" destanı da toplum içinde özel ilgi çekmiştir. Rza Zekibeyin bastığı bu kitap nesirle yazılmıştır ve metin içinde bazen nağmeler de bulunmaktadır.(Zəki Rza,2000)

 

4. Köroğlu destanının Sovyet döneminde yayınlanması ve araştırılması.

4.1. Birinci etap: Bolşeviklerin Azerbaycanı işgalinden İkinci Dünya Savaşına kadarkı dönem

Çar Rusyasının çöküşü ve yıkıntıları üzerinde sözde sosyal adalete dayanan Sovyetler Birliği’nin kurulması sınıflar mücadelesi ile ilgili her şeye dikkatlerin özenle çevrilmesine neden oldu. Köroğlu destanı da bu bakımdan kendilerini komünist olarak tanıtanların çok işine yaradı. Böylece destanın çeşitli kollarının derlenmesine ve yayımlanmasına önem verildi.

Köroğlu" destanının derlenmesi ve yayımlanmasında Veli Huluflu, Hümmet Alizade ve Aliheydar Tahi­rov özellikle aktivlik yapıyorlar. Prof. Dr. Veli Huluflu, Köroğlu destanını âşık Esad ve Aşık Hüseynden derler ve Bakü Pedagoji Lisesini bitirmiş Mehemmed İbrahim Bud­zinov’un Ahaltska kazasının Polate köyündeki aşık Me­hemmed Yusifzade Goçayev’den derlediginida not ederek 1927 yılında Bakü’de eski alfabeyle yayımlattı. Bir yıl sonra Latin alfabesi kabul edilince bu sefer yeni alfabeyle yayımlanması söz konusu oldu. Veli Huluflu derledigi yeni şiirler ve düzyazıları da ilave ederek destanı 1929 yılında Latin alfabesiyle tekrar yayımlatır. (Köroğlu, 1999).

Veli Huluflu Azerbaycandan, Gürcüstanda yaşayan Ahıska Türklerinden Köroğlu destanını yazıya almakla yetinmiyor 20 sene Köroğlu üzerine çalışmalar yapan  İvan Çibanov (aslında Çobanov olması azım – A.) yoldaşı Baküye davet eder” (“Edebiyyat” gezetesi, 1935: 18 mart)”. Kırım Türklerınden olan ve Baküdeki Tıp Üniversitesinde doçentk yapan ve ansiklopedide çalışan   Yakub Zekiği  İvan Çobanovdan Köroğlu destanının Kırım variantı yazıya almağa ve basına hazırlamağa görevlendirir. 1937 yılının repressiyası Veli Huluflunun ve Yagub Zekinin kurşuna dizilmesine neden olur ve başlamış iş yarım kalar.(Şamıl Ali, 2009:123).

 1920-30 yıllarında Emin Abid te “Koroğu” destanını araştırmağa başlamıştır. İstanbul Üniversitesini bitirdiğine ve milli görüşlere sahib olduğuna göre daim baskı altında olan ve 1938 yılında kurşuna dizilen Emin Abid “Azerbaycan Türk edebiyatı” kitabının birinci nüshasında ve “Azerbaycan folklor” eserinde Köroğlu konusunda incelemeler yapar. O,  “Azerbaycan folklor” eserinde yazar: “Azerbaycanda intişar eden destanlar içinde en meşhuru «Köroğlu» destanıdır. Köroğlu destanı, destanlarımızdan en eskisidir. O yalnız Azerbaycanda deyil, yakın Doğuda da yüzyıllardan beri tanınmıştır. Dağıstan halklarında, Gürcüstan ve Ermenistanda da yaşamakta. Bu destanın ününü gören ... S.S.Pennin Köroğlu üzerine çalışırken «Yunanlar arasında Hömerin İliadası ne kadar ünlüyse Asiyada da Köroğlu dastanı o kadar ünlüdür» şeklinde bi fikir öne sürmesi prizmadan ileri geler” (Abid Emin, ADEİA fond 170)

Abbas Recebli’nin derledigi “Köroğlu” destanının meclisleri de oldukca önemlidir. (Köroğlu, 1999). H.Alizadenin farklı aşıklardan derledigi meclisler de 1941 yılında “Azerbaycan halkının kahramanlık eposu (parçalar)” adıyla Baküde yayınlanır.(Köroğlu,1941).

4.2. İkinci Dünya Savaşından Sovyetler Birliğinin çöküşüne kadar olan dönem

“Köroğlu” destanının derlenmesinde, ilmi metninin hazırlanmasında, tanıtılmasında Mehemmedhüseyin Tehmsib’in rolu büyük olmuştur. O, destanı 1949 yılında ve geliştirilmiş ikinci baskısını 1956 yılında bastırmıştır. Aynı kitap rusçaya çevrilerek Bakü’de 1959 yılında basılmıştır.Sonrakı yıllarda da Mehemmedhüseyin Tehmsibkitabın bir kaç versiyonunfarklı basınevlerinde yayınlatmış, hakkinda makaleler yazmış, kitabında bu konuya deyinmıltir.(Tehmasib Mehemmedhüseyn, 1972).  Prof. Mürsel Hekimov ve Prof. Azad Nebiyev de alan çalışmaları zemanı  “Köroğlu” destanının yeni variantlarını derlemiş ve eskiden derlenmiş versiyonlarla birge yayınlatmış, konu ile ilgili araştırılmalar aparılmasında  çabalar göstermişler. (Azerbaycan destanları,1979),   Halgımızın deyimleri ve duyumları, 1986)

Böylecedestanın araştırılması 1950-1980’li yıllarda hiç zaman gündemden düşmemiştir. Bunun da sebebi sosyoloji nedenler olmuştur. Sovyetler Birliğinin yürüttüğü politikaya uyan araştırıcılar destanda sınıflararası konflikte önem vermişler. Hemit Araslı 1956 yılında yayınlattığı “17-18. yüzyıllarda Azerbaycan edebiyatı tarihi” kitabında, Paşa Efendiyev  1958 yılında yayınlattığı  “Köroğlu” destanı rus basınında”,1959 yılında yayınlatdığı“Sovyet hakimiyyeti illerinde “Köroğlu” destanının neşri ve tedgigi tarihine dair” makalelerinde ve 1981 yılında yayınlattığı “Azerbaycan şifahi halk edebiyatı” kitabında, Ş.Elekberova 1981 yılında yayınlattığı “Köroğlu” eposunun neşri ve tercümesi tarihinden” makalesinde, Ferhad Ferhadov 1968. Yılda yayınlattığı “Köroğlu” destanının Zakafkaziya versiyonuna dair” makalesinde ve 1975 yılında basına hazırladığı “Köroğlu” kitabının “Mükaddimesınde”, İsrafil Abbasov 1987 yılında yayınlattığı “Ermeni alfabesi ile yazıya alınmış (toplanmış) Azerbaycan destanları ve destan şiirleri” makalesinde ve b. makelelerde, kitaplarda “Köroğlu konusu incelenirken esas ağırlık halklar dostluğuna ve köylülerin hotkara, hanlara, soltanlara, paşalara karşı ayaklanmalarına yöneltilmiştir.

Hatta Sovyet rejiminden dışarda – İranda yaşayan araştırıcı Behruz Hekkinin kitabının adı “Köroğlu tarihi mitoloji gerçeklik” adlansa da, orada da sosyolojik yön ağırlık teşkil eder (Hekki Behruz, 2003).

Sovyet döneminde yayınlana makaleler içerisinde Mireli Seyidovun 1978 yılında yayınlattığı “Alı kişi ve Köroğlu obrazlarının prototipleri” makalesi seçilir. Bu makalede destandakı mitlere geniş yer verilir (Seyidov Mireli, 1978, sayı 4).

Sovyet döneminde “Köroğlu” destanından yazan arastırıcılar halklar dostluğuna önem vermiş, destanı Türk halklarındaki variantları ile kiyasladıkta ise en çok farklılıkları abartmışlar. Bu da sebepsiz deyildi. Sovyet siyaseti her yerde olduğu gibi “Köroğlu” destanının araştırmalarında da Türk halklarının bir-birinden farklı olduğunu abartılı şekilde belirtmiştir.

4.3. Sovyetlerin çoküşünden sonra “Köroğlu” destanının araştırılmasına ilginin artması

 Sovyetlerin çöküşü günlerinde milli şüur güçlendi. Mitinglerde, toplantılerde Köroğlu konusu aktifleşti. Gazete ve dergilerde Köroğlu konusunda makaleler yayımlanmağa başladı. Araştırıcılar da “Köroğlu” destanını yeniden incelemeğe ve yayınlamağa başladılar. Sovyetlerin çöküşünden sonra “Köroğlu” destanının yayınlama ve araştırılmasını aşağıdakı gibi gruplaştırmak olar:

1. Eskiden yayınlanmış destanlara derleme zaman bulunmuş meclisileri – kolları ilave ederek, yeni izahlar yazarak yayınlananlar

2. Eskiden derlenmiş ve ya yazıya alınmış, yayınlanmadan arşivlere verilmiş elyazmalar

3. Sosyal siparişden uzak, bilimsel ağırlıklı araştırmalar

Birinci gruba Prof. İsrafil Abbaslı’nın 1997 yılında  “Ozan” basınevinde yayınlattığı “Köroğlu. Paris nüshas”ını, aynı araştırmacının Prof.Behlul Abdulla ile birge hazırlayarag “Çarşıoğlu” basınevinde 2004 yılında yayınlattıkları “Köroğlu”,  “Lider” basınevinde 2005 yılında yayınlanan beşciltlik “Azerbaycan destanları” bölümünün dördüncü nüshasını, İslam Sadığ’ın “Azerneşir” basınevinde 2006 yılında yayımlattığı “ Köroğlu. Hoydu delilerim, hoydu: geraylılar, koşmalar” ve b. dahildir.

İkinci gruba E.Tofik kızının 1999 yılında “Elm” basınevinde yayınlattığı “Köroğlu. A.Recebli neşri”i, E.Tofık kızının H.İsmayılovla beraber hazırlayarak 2005 yılında “Seda” basınevinde yayınlattıkları “Köroğlu. Tiflis nüshası”i, Ali Şamil’in 2007 yılında “Nurlan” basınevinde yayınlattığı “Köroğlu” dastanı (Ali Kamali arşivindeki variantlar)”, A.Memmedbağır oğlunun 2012 yılında yayınlatdığı “Köroğlu (metin)”, İlgar Gasımovun 2009 yılda Simferopoldakı (Kırım) “Grımdevoguvpedneşir” basınevinde yayınlattığı “Köroğlu destan” ve b. dahildir

Üçüncü gruba İsrafil Abbaslı’nın “Aleksandr Hodzko, yoksa?..” (“Yeni fikir” gazetesi, 28 Mart 1991), yine aynı araştırıcının “Köroğlu” eposu” (Azerbaycan şıfahi halk edebiyatına dair tedgigler, 13 kitap, “Seda” basınevi, 2002), “Köroğlu eposunun janr kendine haslığına (“Dede Gorgud” dergisi, 2001, sayı 1), Muhtar Kazımoğlu’nun “Gülüşün arhaik kökleri” (“Elm” basınevi, 2005) ve “Epos. Nesr. Problemler”( “Elm ve tehsil” basınevi, 2012), Kamran Aliyevin “Eposun poetıkası: “Dede Gorgud” ve “Köroğlu” (“Elm ve tehsil” basınevi, 2011),  Füzuli Bayatın “Köroğlu obrazının formalaşmasında halk sufizmi merhelesi” (“Ulduz” derğisi 1999, sayı 1), yene aynı araştırıcının “Oğuz epik enenesi ve “Oğuz kagan” destanı” (“Sabah” basınevi, 1993),  Celil Nağıyevin “Köroğlu” Cin kaynaklarında” (“Asiya” basınevi, 1999), H. Beşirlinin “Köroğlu” destanı: tarihi mitoloji gerçeklik ve petika” (“Elm” basınevi, 2000)”, Nizami Ceferovun “Epostan kitaba”(“Maarif” basınevi, 1997) ve “Köroğlu”nun poetikası” (Dil ve edebiyyat dergisne ilave, BDU basınevi, 1997), M.Abdullayevanın “Yarımçık galmış bir tercümenin tarihi ( “Filoloji araştırmalar”,  BDU basınevi, 2000), İslam Sadığın “Köroğlunun sazı ve sözü” (“Azerneşir” basınevi, 2005)  ve “Köroğlu kim olub?” (“Azeneşr” basınevi, 1998), Balakişiyev Şahbazın “Köroğlu” destanı Avropada(Metin)”, (BDU basınevi, 2005), Paşa Efendiyevin “Destan yaratıcılığı” (“ADPU” basınevi, 1999), Sevil Ağabeylinin “Köroğlu” destanında halk incileri (Metin)” (Bakü, 2008), Elçin Abbasovun “Köroğlu”: poetik sistemi ve strukturu (Paris nüshası esasında)” (“Nurlan” basınevi, 2008) veb. dahildir.

 Prof. İsrafil Abbaslı Sovyetler’in çöküşünden sonra yayımlanan “Köroğlu” destanlarını inceleyerek yazar: “En önemli yayım ise 2000 yılında gerçekleşmiştir. Geçmiş "SSRİ halkları eposu" (hazırda "Avroasiya eposu") serisi için tasarlanmış ve onun düzen prensibleri bazında milli metni İ.Abbaslı ile B.Abdulla tarafından hazırlanmış bu kitaba dastanın 25 kolu dahil edilmişdir. Geniş önsöz (İ.Abbaslı) ve "Arhivin tarifi" (B.Abdulla) böl­ümleriyle donatılmış bu kitapta Azerbaycan MEA Niza­mi adına Edebiyat Enstitüsünde korunan "Köroğlu arşi­vi"nden ve çağdaş aşıkların ifasından yazıya alınmış kol­lar­ ge­niş kullanılmıştır (Köroğlu, 2000).

Kırımlı Yakub Zeki’nin 1935 yılında Bakü’ye davet edilmiş İvan Çoban oğlu Çobanov’dan derlediüi metebin makina yazısını ve İlgar Gasımov 2005 yılında “Grımdevoguvpedneşir” basınevinde  Kiril ve Latın alfa eleri ile “Köroğlu destan” adı altında yayınlatmıştır. Bu kitap dil özelliği ile seçilir. Azerbaycan Türkcesine ister ağız yakınlığı ile, isterse konuca yakındır. Bu da eski çağlara gittikçe Türk halkları arasındakı benzerlik, yakınlık günümüzdekinden çok olduğunu gösterir.

H.İsmayılovla E.Tofık kızının beraber yayınlattığı “Köroğlu. Tiflis nüshası” ise 19. yüzyılda yazıya alınmasının yanı sıra, destandakı meclislierin sayının çokluğu ile de seçilir. Yayınlandıktan sonra hakkında pek çok araştırmalar yapılmış bu nüsha dil tarihi, dialektoloji, etnografik, tarihi bakımdan hala incelenmesi lazım.

 

 

5.1. Tebriz nüshası

 

Köroğlu dastanın eski elyazmalarından biri de Tebriz nüshasıdır. 19. yüzyılda Tebriz’de adı bilinmeyen birisi tarafından yazıya alınan ve sonralar Tiflis’e getirilen destan yıllarca araştırmacıların dikkatinden kaçmıştır. Bu elyazması konusuna ilk defa Gürcü araştırmacı Lia Çalaidze dokunmuş, Köroğlu destanının Gürcü çaları (varyanta) konusunda yazdığı doktora tezinde bilgi vermiştir. Azerbaycanlı araştırmacı Dilara Aliyeva bu konuda şunları yazmıştır:“Ben henüz 1958 yılında Azerbaycan-Gürcü edebi ilişkilerini konu alan eserimde konuya dokunmuş ve bununla ilgili olarak özel bir makale yazmıştım. Sonralar Haluk Köroğlu, Köroğlu destanının bahsettiğim elyazması hakkında geniş bilgi vermiştir (Köroğlu, 2005:3).

Gürcistan Bilimler Akademisi’nin K. Kekelidze Elyazmaları Enstitüsü’nde korunan bu nüsha hakkında araştırmacılar 50 yıldan fazla bir zamandır bilgi sahibi olsa da, eserin yayımlanması işi ancak 2005 yılında gerçekleşmiştir. Eski yazıyla yazılmış 28 boy, 384 varak ve 768 sayfadan ibaret destan nüshası şimdiye kadar yayımlananların en hacimli olanıdır.Araştırıcı Dilara Aliyeva bu nüshayı 1980’li yıllardan itibaren yayına hazırlamaya başlasa da,1991’de trafik kazasından ölmesi destanın yayımlanmasını geciktirdi. Hazinli bir trafik kazasına kurban gitmesinden dolayı eserin yayımlanması konusu gecikmiş oldu. Dilara Hanım’ın başladığı işi Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Folklor Enstitüsü’nde araştırıcı olarak çalışan Elnare Tofik kızı bitirdi ve Bakû’de Latin alfabesiyle yayımlattı. (Köroğlu, 2005).

Bu nüshanın Paris nüshasıyla benzerliği çoktur. Buradaki üçüncü meclis Köroğlu’nun Eyvaz’ı getirmesi için Urfa şeherine gitmesi ve onun dayısı Arap Reyhan’la davası diye bilinir. Burada da Eyvaz hakkında haberi getiren Hace Yakub’tur. Eyvaz’ın babası ise kasap Mirim’dir.

 

5.2. “Köroğlu” destanının Ali Kamali arşivindeki nüshası

 

İkinci Cahan Savaşından sonrakı yıllarda Azerbaycan’dakı ve Türkiye’deki araştırmaların etkisiyle İran’da da Köroğlu dastanı yayınlanmağa başlatıldı. Dastanı yayınlatanlar İranda yaşayan Türkler olduğundan yeni alan çalışmaları aparmamış, Sovyet Azerbaycan’ında yayımlanan kitapları Arap alfabesine çevirmekle işlerini bitmiş olduğunu düşünmüşler. Yalnız avukat Ali Kamali 1980’li yıllardan başlayarak Köroğlu destanını aşıklardan dermemege ve amotor derleyicilerde olanları bir yere derlemege başlamıştır. Maalesef, onu da yayınlatamamıştır. Onun arşivinde olanları üç bölüme ayıran Ali Şamil kitaba geniş ön söz ve izahlar yazarak yayımlatmıçtır. (Köroğlu destanı, 2007)

Ali Şamil kitabın birinci bölmüneAşık Alekber Kurbani’nin banta söylediklerini, ikinci bölmüne amotor derleyicilerin yazıya aldıklarını, üçüncü bölmüne ise Ali Kemali ve Hüseyin Memmdhanlının (Güneyli) basın için hazırladıkları, maalisef yayınlatmadıkları melzemeleri dahil itmişdir.(Köroğlu destanı, 2007)

Azerbaycan’da Veli Huluflu, Hümmet Alizade, Memmedhüseyin Tehmasib, Azat Nebiyev’in yayınlattığı destanlarda Köroğlu Eyvaz’ı Türkmenistan’dan veya Teke Türkmenden getirir. Eyvaz’ın babası da kasap Alidir. İran’da yayınlanan ve Ali Kamali’nin Aşık Alekber Kurbani’den derledigi nüshalarda da böyledir. Yalnız Ali Kamali’nin kimden aldığını bilmediğimiz, pasaportlaştırmadığı bir varyasyonda Eyvaz kasabın değil, Türkmenistan’da Kaşkay ilbeyinin oğludur (Şamil, 2002:4, 117).

 Aşık Aliekber Kurbani’den banta alınmış nüshada aslı Ali Kamali’nin kopyası kendi arşivimde olan ve yayına hazırladığım bu nüshada da Köroğlu Eyvaz’ı Türkmen elinden getirir. Aşık konuya aydınlık getirmek için Türkmensahra’nın tarifini verir.

Dastanın Paris nüshasında bu soruya cevap almak mümkün. Destan böyle başlar:

“Köroğlunun esl-nesebi Teke-Türkmannandı. Onun atasının adı Mirze Sarraf, öz adı ise Rövşen idi. O zamanlar Mirze Sarraf Türküstan şahı Sultan Murad’ın baş ilhıçısıydı. Türküstan padşahının ne ki ilhısı vardı, hamısı Mirze’nin elinde idi. Bir gün ilhıçılardan biri Mirze’ye haber getirdi ki, Ceyhun çayından bir at çıkıb iki madyanla cütleşib, sonra kayıdıb suya girib” (Köroğlu, 1997:11). Bu parça Türkmen nüshasıyla daha çok sesleşir.(Köroğlu, 1997:11)

Babasını Meşed’de defn eden Rövşen Azerbaycan’a gelmek isterken Horasan vilayetinde eşkiya Deli Hasan’la karşılaşır. Onu yendikden sonra beraber Kaflan gediğini aşarak Azerbaycan’da Göyçebel’de kendilerine yurt kurarlar. Onların gelişinden Azerbaycan hakiminin rahatsız olduğunu gören Rum iline doğru hereket edipler. Bunlar destanın birinci ve ikinci meclislerinde söylenir. Rum ilinde Köroğlu nerede yerleşir? Nüshaları dikkatlice gözden geçirdikte cavap alır.

Paris nüshasında ikinci meclisteki şiirde şöyle diyor:

Sefer oldu Kürdüstan’a,

Bizim ile göçen gelsin.

Namerd girmesin meydana,

Er badesin içen gelsin. (Köroğlu, 1997:18).

Bu şiir pek çok nüshalarda “Sefer oldu Dağıstana” kimidir. Dastanı dikkatli inceledikte, Dağıstan bugünkü bölgülerle Dağıstan Cümhuriyyeti anlamında deyil, dağlık yer anlamında olduğu anlaşılır. Köroğlu Eyvaz’ı getirmeğe Urfa’ya giderken yolda çobanla görüşü böyle anlatılır: “Çoban koyunları bir yere yığdı. Onun bir tahta kasası var idi. Kürdce bu kasaya moda deyirler. Çoban koyunları modaya sağır. Moda üç batman su tuturdu. Çoban süd ile dolu modanı Köroğlu’nun karşısana koydu, ona yeke bir kaşık da verdi” (Köroğlu, 1997:24).

Bu ve buna benzer belgeler Koroglu ve Eyvaz’ın yaşadığı bölge Kürdüstan civarı ve onunla iç-ice olduğunu gösterir.

Ya Turkmenistan? Destanı dikkatli inceledikde Oğuzların akın etdıgleri yol Köroğlu dastanında aynen tekrarlandığı gözüküyor. Harezm’dan başlanan yol Horasan’dan, Azerbaycan’dan geçerek Urfa, Diyarbekir, Van, Erzurum, İstanbul ve b. alanları çevreler.

Tebriz nüshasındakı “Köroğlu’nun Eyvaz’ı getirmek üçün Urfa şehrine getmesi ve onun Arap Reyhan’la davası” ve Paris nüshasındakı “Üçüncü meclis”de Köroğlu’nun Eyvaz’ın metini duyması, onu getirmek için yola çıkmasından, Urfa yakınlığında çobanla karşılaşarak elbisesini onunla değişmesinden, kasap dükkanında Eyvaz’ı görmesinden, Eyvaz’ı babasını aldatarak oğlunu götürmesinden, ardınca gelen Arab Reyhan‘la savaşmasından ve Eyvaz’ı Çenlibel’e getirmesinden söz edilmiş. Az buçuk farkla nüshalardakı motiv aynıdır. Hatta şiirlerdeki fark ta az. En fazla fark Eyvaz’ın baba adında gözükmekte. Şöyle ki, Türkmen nüshasında Köroğlu’nun babasının adı Bulud’tur, Azerbaycan nüshalarında Alı, Ali Kamali arşivindeki bir elyazmada Türkmenbaşı, Tebriz nüshasında Mirim, Paris nüshasının ön sayfasında Mirze Sarraf, sonrakı sayfalardaysa Mir İbrahim olarak verilmiştir.

Yayına hazırladığımız metinlerde Köroğlunun soyu ve akrabaları ile alkalı ilginç bilgiler var. Şöyle ki, «Dastani- Köroğlu ve Nigar ha­nım» golunda evinde gonag galdığı garı Köroğlunu hedeleyende deyir:

Yedigün boynuna almaz,

Heş kim bele gılıc çalmaz,

Emisi Şabannan galmaz,

Bir utanmaz vardur üzi.

 

 Zööre deyer bahsın süze,

Ebes gonah oldu bize,

Dedesi milehor Mirze,

Gırat üsse çıhdı gözi.(Köroğlu destanı, 2007:253)

«Köroğlunun Türkmen seferi» golunda da deyilir:

Yalansözündenutanmaz,

Yedigünboynunaalmaz,

EmisiŞebannangalmaz,

Heşyohdurutananüzü.

 

Men gurbanamalagöze,

Heşmeyleyübbahdıbize,

AtasıdurHaceMirze,

Gıratüsteçıhdıgözü.

 

Koroğlıdur, Rouşenhanay,

Menimbucismimecanay,

GeysgızıSelbidüranay,

Gıratvurubsınıbdizi.

Dedi: –Koroğlı, men senikamilentanudum. SenRouşen Eli hanHaceMirzenünoğ­luvenesebiSelbihanumGeyseri- RumingızıveemisiadıŞebanhan. Gıratvurubnene­sündiziçatılub».(Köroğlu destanı, 2007:292-293)

Bu tür bilgielrin sayını arttıra biliriz. Varyasyonlarda Ereb Reyha­nın, Mus­tafa beyin de özgeçmişlerinde, Köroğlu ve Eyvazla akrabalığına dikkat çekilir. Azerbaycanda yayımlanmış varyasonyalarda Köroğluya darda kaldığında yardım eden, karşılaştıklarında ise “Köroğlu’yu nehire atan” Gizir oglu Mus­tafabey hakkında Ali Kamali arşivindeki varyasyonlarda da ilginç bilgiler var. Şöyle ki, Teke Türkmen elinden olduğu söylenilen kahraman Mus­tafa bey Kacar gibi tanıtılmış.  Köroğlu adıyla meşhurlaşan Rövşen ise sade bir mehter oğlu değil, asil bir soyun – Ali han Hace Mirzenin ve Geyseri- Rumun kızı Se­lbi hanı­mın evladı olduğu hakkında ilginç fi­kir­ler söylenmiş.

Destançılık geleneğimizde kahramanlar sade halkdan deyil, asillerden seçilir. Kahraman hatta fakir bir ailenin evladı olarak tarif edilse de, sonda onun bir asilden olduğu, çeşitli sebep­lerden fakir aileye düştüğü tarif edilir. Bu anlamda Ali Ka­mali arşivindeki «Köroğlu» destanının varyasyonlarında kahraman­ın asil biri olarak gösterilmesi doğaldır.

Yayına hazırladığımız varyasyonlarda sinıfsal savaş gözükmüyor. Köroğlu’nun dostları arasında hanlar, paşalar, tacirler de var, faki fükara da. Yani Köroğlu bir orta çağ cengaveridir. Onun dost­ları ve düş­manlari var. Onların da her tabakadan olması mümkün. İnsanlara sinfi mü­na­si­bete göre deyil, şehsi münasibete göre giymet verir. Hatta Köroğlu’nun korkusundan Çenlibel’den kaçmış Aşıg Cünu’nu geri getirdiğinde Türkmenbaşı ona şöyle söyler: “Eger sana yanlışı yapsın (yani Köroğlu-A.Ş.) gözlerini oyarım. Ve bed Köroğlu hiç bir zaman bensiz Çam­libelde yaşayamaz”. (Köroğlu, 2007)

 

Sonuç

 

“Köroğlu” destanı ilk kez İran Azerbaycanından derlense de, en gelişmiş nüshalar orada yazıya alısa da, destanın kitap halinda basılması ve araştırılması meselesi orada çok zayıf olmuştur. İran İslam Cumhuriyetinde «Köroğlu» destanı 1347yılında (miladi 1968) Tehran'dakı İbn Sina  basınevinde  yayınlanmıştır. Gulamhüseyn Sedri Afşar'ın yayına kazırladığı bu kitap Hümmet Alizade'nin Bakü'de 1941yılında  Azerneşr'de  basılmış kitabın nüshasıdır.

Samad Behreng hicri 1386’da Tebriz'de Camadaran basınevinde 80 sayfalık “Köroğlu ve keçel Hamze”; Ali Nasiri hicri 1388’ de Tebriz'in “Yazan” basınevinde “Köroğlu” der İrane zemin” (İran diyarındakı Köroğlu), Rahim Reisniya 1319’da “Köroğlu der efsane ve tarih”, Hüseyin Ski 1381’de Tebrizdeki “Zefaran” neşriyyatında “Köroğlu”, Sirus Gemeri  Tebriz'deki “Firdovsi” basınevinde hicri 1368’de “Küllüyatı Köroğlu” ve b. yayınlatmışlar. Bu da çok yetersizdir.

“Köroğlu” destanı Türk halklarının ortak abidesidir. Destanın aşıklar tarafından okunan, günümüzde yaygın olan varyasyonları orta çağda şekillense de metindeki mitler sujetin daha eski çağlara dayandığının habercisidir. “Kitabi Dede Gorgud”la kiyasladıkta “Köroğlu”da mitlere daha çok rastlamak mümkün. Deniz Karakurt'un hazırladığıTürk Söylence SözlüğündeAtay han hakkında yazar: Ceza Tanrısı.Suçluları cezalandırır. Hiçbir suçu cezasız bırkmaz. Ordusunda 6666 tane yenilmez askeri vardır. Galta Ulan (Kızıl Ateş) olarak da bilinir”.  İnceledikde Köroğlu delilerinin sayının 7777 olması Atay hanın 6666 yenilmez askeri ile örtüşmekte.

Destan söyleyenler, aşıklar Köroğlu'nun evladı olmamasını farklı şekilelrde açıklar. O zaman şöyle soru çıkar: Peki neden Köroğlun'un delilerinin de hiç birinin evladı yoktur. Bu da destanın Türklerin tanrıcılık döneminin bir çok izlerini kendinde koruya bildiğini gösterir.

Sovyet döneminde Azerbaycan'da Köroğlu ile ilgili bir masallar, efsaneler, mitle rkitabina rastlanmadı. Amma destanlar yeterince vardir. Destanlar konusunda araştırmalar da yapılmıştır. Özbekistan'da, Kazakistan'da, Kırğızistan'da ise Köroğlu ile ilgili çok sayıda mit, efsane, masal ve s. Derlenerek yayınlanmış ve araştırılmıştır. HattaAzerbaycan'akomşuolankumuklardan da Köroğludestangibideyil, masalşeklindetoplanerekyayınlanıp.İkinciDünyaSavaşınakadarsadecekumuklararasında, hattaDağıstan'dayaşayanlezgiler, avarlar, laklar, darginler, tabasaranlılararasındaderlenenmelzemelerde de bu durum deyişmemiş. Tatlarve b. halklararasındaKöroğludestanınınsöylendiğinihatırlayanlargünümüzedekyaşamakta.

BurdangörünmezbirgücünsankıazerbaycanlılaraKöroğlu'yudestanşeklindederleyibaraştırmağı, özbek, kazak, kırğızlaramasal, efsane, mitgibiderleyibaraştırmağıemretmişgibibirsonucavarmamızmümkün.

SovyetdönemininaraştırmalarındaKöroğlukonusununTürkhalklarıarasındakıfarklılıklarıabartmağadahaçokönemverirlerdi.SovyetlerinçoküşündensonraÖzbekistan'da, Türkmenistan'da, Azerbaycan'da, Kırım'da, hattaTürkiye'debasılanKöroğludestanlarıbenzerliklerinfarklardançokfazlaolduğunugöstermekte.

 

Kaynak ve notlar

1.    Abbaslı, Elçin:(2000). Mirze İsgender, yoksa Hodsko? Elmi ahtarıçlar, 1 toplu, Bakü.

2.    Abbasov, Elçin: (2008).ve Köroğlu: poetik sistemı ve sturukturu, “Nurlan” neşriyyatı, Bakü.

3.    Abbaslı, İsrafil: (2002). Köroğlu eposu, Azerbaycan şifahi halk edebiyyatına dair tedkikler, 13 kitab, Seda neşriyyatı, Bakü.

4.    Abbaslı, İsrafil: (1987). Ermeni alfabesi ile yazıya alınmış (toplanmış) Azerbaycan destanları ve destan şiirleri, şifahi halk edebiyyatına dair tedkikler, Azerbaycan şifahi halk edebiyyatına dair tedkikler, 7 kitab, Elm neşriyyatı, Bakü.

5.    Abid, Emin. Azerbaycan Devlet Edebiyyat ve İncesenet Arşivi; fond 170, saxlama vahidi 6)

6.    Adabiyyat ve incesenet: (1986). “Köroğlu dastanı Jorj Sandın”. Sadıkov M sayı, 17 dekabr 50.

7.    Ağası oğlu Firudin.(2011).  Köroğlu-Heakıl miti folklorda,  21. Yüzyılda Köroğlu ve Bolu Araştırmaları. I. Uluslararası Köroğlu, Bolu Tarih ve Kültürü Sempozyumu Bildirileri.  Abant İzzet Baysal Üniversitesi Bolu Halk Kültürünü Araştırma ve Uygulama Merkezi (BAMER),Azerbaycan Respub­likası Milli Elimler Akademiyası Folklor Enstitutusu, Özbekistan Respublikası Fanlar Akademiyası Dil ve Edebiyyat Enstitutusu, Bolu, 17-18 Ekim 2009, Bolu Dörtdivan, Türkiye. Bolu.

8.    Azerbaycan destanları: (1979). Toplayıb neşre hazırlayanı Azad Nebiyev, “Gənclik” neşriyyatı, Bakü.

9.    Efendiyev Paşa:( 1959). Sovet hakimiyyeti illerinde “Köroğlu” destanının neşri ve tedgigi tarihine dair, V.İ.Lenin adına APİN-nin eserleri, 7 cild.

10.    Hacılar, Valeh: (2005).Gürcüstanda Türk halk edebiyatı eneneleri, “Sada” neşriyyatı, Bakü.

11.    Hakki,Behruz: (2003). Köroğlu tarihi mifoloji gerçeklik. “Nurlan” neşriyyatı, Bakü.

1.    Hekimov Mürsel: (1975). “Köroğlu” destanının toplanması, neşri ve tedgigi, “Azerbaycan dili ve edebiyyatı tedrisi”, metodik makaleler toplusu, sayı 1.

2.    Halgımızın deyimleri ve duyumları: (1986). Toplayıb yazıya alanı ve tertib edeni Hekimov Mürsel, Bakü, “Maarif” neşriyyatı , s. 218-300

3.    Hasanov, Zaur: (2005). Çar skifləri çar skiflərin və qədim oğuzların etno - dil eyniləşdirilməsi,Əbilov, Zeynalov və oğulları”neşriyyatı, Bakü.

4.    Köroğlu:(1941).Toplayanı:Hümmet Alizade. “Azerneşr” neşrıyyatı, Bakü. 

5.    Köroğlu: (1956). Tertib edeni: M.H. Tehmasib. Azerbaycan EA neşrıyyatı, Bakü.

6.    Köroğlu: (1975). (Çapa hazırlayanı Ferhad Ferhadov), “Maarif” neşriyyatı,  Bakü.

7.    Köroğlu: (1983). Yayına hazırlayan Karrıyev B.A. “Nauka” neşriyatı, Moskva.

8.    Köroğlu (Paris nüshesi): (1997). Yayına hazırlayanı  ve ön sözü İsrafılAbbaslı, “Ozan” neşrıyyatı, Bakü.

9.    Köroğlu (A.Recepli neşri): (1999). Yayına hazırlayan Elnare Tofik kızı, “Elm” neşrıyyatı, Bakü.

10.    Köroğlu (Vali Huluflu neşri): (1999). Yayına hazırlayanı  ve ön sözü Azad Nabıyev. “Elm” neşrıyyatı, Bakü.

11.    Koroglu: (2005). Yayına hazırlayan Elnare Tofik kızı. “Seda” neşriyyatı, Bakü.

12.    Koroqlı (avtorı podqotovki i sostavlenie natsionalnoqo teksta: (2000).«Vvedenie» i «Opisaniearхiva» I.Abbaslı, B. Abdulla), Baku, Izd-vo «Sada»,

13.    Nağıyev Celil.(1999). Koroğlunun Çin kaynakları, Asya basın evi, Bakü.

14.    Poslovii i pokovorki narodov Karaçaevo-Çerkesii(Ata sözü ve degimler): (1990). Sostaviteli: R.A.K. Ormabaeva, M.İ.Mijaev, S.U.Çikatueva,A.İ.-M.Sikaliev. Çerkessk.

15.    Sadıkov M.(1986). Köroğlu Jorj Sand tercümesinde, Edebiyyat ve İncesenet gezetesi, 12 Aralık

16.    Seyidov Mireli: (1978). Alı kişi ve Köroğlu obrazlarının prototipleri hakkında, Azerbaycan dergisi, sayı 4.

17.    Şamil, Ali: (2002). “Köroğlu eposunun variantları Ali Kamalı arşivinde”. Dede Korkut , Bakü, sayı, 4.

18.    Şamil, Ali: (2005). “Ali Kamalı arşivindeki  Köroğlu eposunun variantlarında metinşünaslık meseleleri”. Ortak Türk keçmişinden ortak Türk geleceyine  III Uluslararası Folklor Konfransının materialları, 13-16 Kasım.

19.    Şamil, Ali: (2009). Azərbaycan Elyazmalar Enstitutunun arşivindeki “Köroğ­lu” destanı Kırımda çap olundu,Azerbaycan şifahi halg edebiyyatına dair tedgigler “Nurlan” neşriyyatı, 29 cild, Bakü.

20.    Azərbaycan Əlyazmalar İnstitutunun arxivindəki “Koroğ­lu” dastanı Kırımda çap olundu. Azərbaycan şifahi xalq ədəbiy­yatına dair tədqiqlər, 2009-cu il, sayı XXIX, səh.

21.    Tehmasib Mehemmedhüseyn.(1972). Azerbaycan halk destanları (orta esrler), Elm basınevi, Bakü.

22.    Velizade, Mirze: (1990). Kaçak Köroğlu hakkında efsane. SMOMPK(Sbornik materialov dlya opisaniya mestnostey i plemen Kavkaza-Kavkaz halkları ve onların yaşadıkları bölgelerin tesvir eden senedlerin toplusu), 9 kitab,Tbilisi.

23.     Zəki, Rza:(2000). Köroğlu, aşigi bir hekayetdir,(Tikrar neşr), “Elm” neşriyyatı,Bakü.

 

Çap olundu: Azerbaycanda Koroğlu destanının derlenmesi, yayımlanması ve araştırılması, “Köroğlu” kətabı”(Hazırlayan M.Sabri Koz), İstanbul,Kitabevi yayınları, 2014, səh.333-354.

 

 

Reklam
 
Sayğac
 
Flag Counter
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=